logo

GÖNÜLLÜ YAZDI : “AĞIR BEDELE, AĞIR YORUM!”

Doğan GÖNÜLLÜ

Doğan GÖNÜLLÜ
haber@haberhayat.net
GÖNÜLLÜ YAZDI : “AĞIR BEDELE, AĞIR YORUM!”

99 Gölcük depremini iyi hatırlıyorum.

Ereğli Meydanbaşı’nda Demokrat Yayın Grubunun bulunduğu bina(halen aynı binadayım) ciddi sallanmış, artçılarında bile çok korkmuştuk.

Gecenin bir vakti, görev aşkı ile ailelerimizi evde bırakıp, el yordamı ile işyeri binasına girmeye çalışırken Kameraman Balaban’la ellerimizin çakışmasının verdiği ürpertiyi bir kaç defa yazmışımdır.

Sanatçı dostumuz Muammer Darçın’ın artçı sarsıntıda canlı yayında dua ve tekbirleri, Atilla Orhan’la  Düzce çekimlerinde enkaz altındaki yakınlarının cenazelerinin çıkmasını beklerken bize çay demleyen amcayı, başka bir çekimde sırtımıza inen küreği, Gölyaka’ya ilk giren televizyoncu olmanın acılarını  ve daha nice acı anılar…

Zaten ne beklenebilirdi ki acıdan başka…

Düşünüyorum da; hiç ders almamışız!

Bunca yaşanmışlığa rağmen ahlak çürümüşlüğü (Tenzih hakkımı saklı tutarak) yaşıyoruz.

Kanun koyucular, genel ve yerel yöneticiler, hatta bilim insanları ve hatta basın…

Olayların sıcaklığında güya konuyu işleyen esip-gürleyen siyasiler, tedbirler açıklayan bürokratlar, reytingini alan basın ve sonrasında acıları ile baş başa kalan insanlar…

Dalında olgunlaşan ve toprağa düşüp fayda sağlamayan armut misali(o bile doğal dönüşümde fayda sağlıyor ya; neyse!) adeta çürümüşüz!

Peki neden?

Çünkü tok açın halinden anlamadı; masa başında oturan sahadakinin, siyasetçi toplumun, tuzu kuru zengin fakirin, bürokrat vatandaşın, yazan yazılanın-yazılan yazanın…. Velhasıl (işini layığı ile yapanlar bir yana) kimse kimseyi, hepimiz de geleceğimizi anlayamadık. Bunu anlamak için fonksiyonel ve mantık ile duyguyu harmanlayan kararlar alınamadı, alınanlar da uygulanmadı.

Bilim, sanat, teknoloji ve ahlak bir araya gelip çimlenemedi. Kimseler buna güneş, toprak ve su olmadı.

Çürüdük!

Bu çürümüşlük aldı başını gidiyor!

Başkasının derdi ile dertlenmeyen, birbirini horlayan, bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyen, fırsatçı, kaba ve kervan yolda düzülür anlayışının hâkim olduğu bir toplum olduk. Yardım seferberlikleri falan günü kurtaran popülist-oryantalist fotoğraflara yansıdı.  

Yahu ne oldu bize böyle; deprem ülkesi olduğumuz sürpriz değil ki!

Doğayı yenemeyeceğimize göre; doğaya uyumlu yaşamanın, yaşam alanları imal etmenin yolu belli.

Bu yol; Bilgiden, bilgiyi/kuralları uygulamaktan, haksızlığa göz yummamaktan, liyakatten, ahlaklı olmaktan geçiyorken; bunca büyük mal ve can kayıpları ile zararlarla karşılaşmamıza tarih baba şaşmayacak sanırım.

Çok basit bir altın kuralı var Konfiçyüs’ün; sağa sola ezbere yazdığımız:

“Başkalarının size yapmasını istemediğiniz şeyleri, başkalarına yapmayın”

Hal böyle iken altın kurala uymamanın bedelini en ağır şekilde ödüyoruz.

Yeter artık!

Deprem ülkesinde olduğumuzun bilinci ile gelecek kuşaklarımıza bir borcumuz var.

Tez elden “bilinçli farkındalık” oluşturmamız gerekiyor. Literatürümüze yeni giren bu kelimenin ifade ettiği anlamı kavrayarak…

Paylaşın:
Etiketler: »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • YAZGAN DİKKAT ÇEKTİ: “MASLOW’UN KEMİKLERİNİ SIZLATTIK!”

    22 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Bir toplum düşünün… Hala karnını nasıl doyacağını düşünüyor; hala ısınmak, barınmak, güvende hissetmek temel amacı… Ve bir yandan da kendi kendine “gelişiyoruz” diyor. Psikolojinin en bilindik kuramlarından biri olan Abraham Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi, insanın önce en temel gereksinimlerini karşılayıp sonra kendini gerçekleştirmeye yöneldiğini söyler. Piramidin en altında fizyolojik ihtiyaçlar vardır: Yemek, su, uyku, nefes… Yani hayatta kalmanın çıplak gerçeği. Üst basamaklara çıktıkça güvenlik, aidiyet, saygı ve en tepede kendini ge...
  • ŞEHİR MERKEZİNDE TESCİLLİ KÜLTÜR VARLIKLARIMIZ

    20 Nisan 2026 Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Avrupa Konseyi Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma envanteri ve Türkiye Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından tescillenerek koruma altına alınmış kültür varlıklarımız, Ereğli’mizin önemli zenginlikleri olarak gelecek kuşaklara aktarılmayı hak etmektedirler. Kdz Ereğli Tarih, Doğa ve Kültürünü Yaşatma Derneği’nin yazdığı Akheron Vadisi Projesi ve geçmiş dönem Zonguldak Milletvekilimiz Boray Baycık’ın, Turizm Bakanlığı nezdinde başvuru ve girişimleri sonucu 2000-2002 yıllarında yapılan kamulaştırma, temizlik, bakım ve aydınl...
  • HAYAT NE ZAMAN YORAR?

    13 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Hayatın yorduğunu söyleyen insan sayısı her geçen gün artıyor. İlginç olan şu ki, bu yorgunluk çoğu zaman fiziksel değil! İnsanlar artık daha az ağır işlerde çalışıyor, teknoloji hayatı kolaylaştırıyor, konfor artıyor gelin görün ki yorgunluk dinmiyor. O halde sormak gerekiyor: Hayat gerçekten ne zaman yorar? Bu soruya verilecek en dürüst cevap şudur: Hayat, anlamını kaybettiği zaman yorar. Friedrich Nietzsche’nin o meşhur sözü bu noktada hala geçerliliğini korur: “Yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen her nasıla katlanabilir.” Burada...
  • FELSEFE BU NOKTADA İKİ TEMEL YAKLAŞIMI ÖNÜMÜZE KOYAR:

    10 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Nasıl Bir Yaşam İstiyoruz; Hazza Dayalı Mı, Hedeflere Dayalı Mı? Modern insanın en büyük açmazlarından biri, neyin peşinden gideceğini bilememesidir. Bir yanda anlık hazların cazibesi; hızlı, parlak ve kolay ulaşılır… Diğer yanda ise hedeflerin sessiz çağrısı; sabır isteyen, emek isteyen, bazen yalnızlık bile getiren bir yolculuk. Psikoloji bize şunu söyler: İnsan beyni kısa vadeli ödüllere programlanmıştır. Dopamin sistemi, bizi hemen şimdi iyi hissettiren şeylere yönlendirir. Sosyal medya, hızlı tüketim alışkanlıkları, anlık ...