logo

KDZ EREĞLİ HAMİDİYE TABURU

DR. CAN CANVER

DR. CAN CANVER
cancanver7@gmail.com
KDZ EREĞLİ HAMİDİYE TABURU

Batılı devletlerin gayrımüslimlerin hakları üzerinden Osmanlı’nın içişlerine karışmaları karşısında Osmanlı da toprak bütünlüğünü korumak için türlü siyasi hamleler geliitirmiştir. Batıl devletler ‘’Şark Meselesi’’ şeklinde formüle ederek  ortaya attıkları bu egniş siyasetin çerçevesine Ayestefanos ve Berlin Antlaşmaları ile devletin doğuusnda bulunan Eremeniler’in haklarını da dahil etmişlerdir. Osmanlı’nın bu hamleye karşı toprak bütünlüğünü korumak için aldığı tedbirler içerisinde geliştirdiği en genel siyaset ‘İslamcılık’ olmuştur. Gayrımüslimlerin yıkıcı faaliyetlerine karşı daha çok müdafaa, yerine göre taarruz amacıyla Müslümanlar’ı birleştirmeye yönelik konulan bir proje olarak İslamcılık, bir devlet kurma arayışındaki Ermeniler’e karşı hem Kürt aşiretlerini silahlandırmak hem de devlete olna bağlarını pekiştirecek diğer projeleri de içeren kapsamlı bir ideolojidir. Aşiretlere yönelik oluşturulan ‘Aşiret Mektepleri’ ile yine Sultan II. Abdülhamid’e atfen ‘Hamidiye Hafif Süvari Alayları’ projesi de bu ideolojinin içinde yer almış en önemli aygıtlardır.

Mardin Artuklu Üniversitesi Türk Bölümü öğretim görevlisi Mehmet Rezan Ekinci’nin          e-Şarkiyat İlmi Araştırmalar Dergisi’nin Kasım 2017 yılında basılan 9.cildinin 2.sayısında yer alan ‘’1897 Tarihli hamidiye Hafif Süvari Alayları Taksimatı’’ başlıklı makalesinde Hamidiye Alayları’nın kuruluş amacı ve süreci kapsamlı bir şekilde anlatılmaktadır.

Osmanlı Devleti’nin son zamanlarına kadar sadece Hıristiyan halk değil, Müslümanlar’ın önemli bir kısmı da askerlik görevini yerine getirmemekteydi. Kürt aşiretleri o dönemde 7-10 sene müddetinde  olan askerliği yapmak üzere yurtlarından ayrılmayı kabul edemiyorlardı. Bu durumun oluşmasında devletin bazı bölgelerde ve özellikle Vilayat-ı Şarkiyye’de askere alma kanunu uygulayacak kadar otoritesinin olmamasının da payı vardı. Irak ve Arabistan’da yaşayan göçebe Arap halktan, Arnavutluk’tan ve Vilayat-ı Şarkiyye’deki aşiretlerden asker toplanmamaktaydı. Bu sebeple devlet, Anadolu’nun güney kısmında Arap aşiretlerine, Vilayat-ı Şarkiyye’de Kürt, Çerkes ve Karakalpak aşiretlerine ve Balkanlar’da da Müslüman Arnavutlar’a uygulanmak üzere benzer bir siyaset takip etmeye çalışmıştır. Arap aşiretlerine yönelik Aşiret Mektebi, Arnavutluk için Saray Muhafız Alayı ve Vilayat-ı Şarkiyye’deki aşiretlere yönelik Hamidiye Alayları kurdurularak bu bölgelerin devlete olan bağlılığını arttırarak toprak bütünlüğünü korumak amaçlanmıştır. Osmanlı, İran’a ve Ruslar’a karşı birçok savaşlarda, Yemen, Rum ve diğer isyanlarda öteden beri aşiretlerden yararlanma yoluna gitmiştir. Vilayat-ı Şarkiyye’nin merkeze uzak, lojistik takviyenin zor olan coğrafi şartlarına alışkın olan aşiretlerden askeri birliklerin kurulması için aşiret alaylarından çete savaşlarında, ani baskınlarda, geçitlerin tutulmasında, keşif ve düşmanı yıpratmada orduya ihtiyat ya da yardımcı kuvvet olarak istifade edilmiştir. Bu sebeple Hamidiye Alayları, esasen Osmanlı tarihi boyunca birçok savaşta aşiretlere yönelik asırlarca takip edilen askere alam siyasetinin devamı noktasında somut ve profesyonel bir sonucu olarak görülmelidir.

Hazırlık ve fikri aşaması 1890 yılına dayanan projeyle ilgili 53 maddeden oluşan ilk resmi nizamname 1891 yılında yayımlanmıştır. Aynı yıl Hamidiye Alayları’nın resmi kuruluşu gerçekleşmiştir. Düzenli olarak askerlik hizmetinde bulunmadıkalrı halde askerlikleri ile meşhur ve çadırda yaşayan aşiret fertlerinin Asakir-i Hamidiye ismiyle Süvari Aşair Alayları’na katılmaları, halife makamının arzu ve iradesi icabı olduğu nizamnamede özellikle belitilmiştir. Alaylara dahil olan aşiretlerin kayıtları ‘’Künya ve Nüfus-ı Hamidiye Defterleri’’nde tutulmuştur.

1890/1891 senelerinde 36 adet aşiret alayı oluşturulmuştur. 1895 tarihli Salname-i Askeri’de aşiret alaylarının sayısı 56’ya yükselmiştir.

1894 yılına ait Kastamonu Salnamesi’nde; Hassa Orduy-ı Hümayunu’na mensup 3. Ankara Fırkası’nın 6. Ereğli Livası Kumandanı Hafız Paşa ( Mecidi 2, Osmani 2 madalyaları ) ve yardımcıları Miralay Hüseyin Hüsnü Bey ( Mecidi 3, Osmani 3 madalyaları ) ile Kaymakam Süleyman Bey’e bağlı olan 2. Hamidiye Taburu’nun eğitildiği anlaşılmaktadır. Salname’de taburun komuta kademesi şöyle sıralanmaktadır:

Binbaşı Süleyman Efendi, Kolağası Mustafa Asım Efendi, Tabur Katibi Rifat Efendi…

1.Bölük Yüzbaşı-ı evvel Hasan Ağa, 1. Bölük Yüzbaşı-ı sanisi Hasan Ağa, 1. Bölük Mülazım-ı evveli Rasim Efendi, 2. Bölük Kumandanı Yüzbaşı-ı evveli İsmail hakkı Efendi, 2. Bölük Yüzbaşı-ı sanisi Hacı ahmed Ağa, 2. Bölük Mülazım-ı evveli İsmail Ağa, 3. Bölük Yüzbaşı-ı evveli Nuh Efendi, 3. Bölük Mülazım-ı evevli Osman Efendi, 4. Bölük Kumandanı Yüzbaşı-ı evvel Abdullah Efendi, 4. Bölük Yüzbaşı-ı sanisi Ömer Ağa ve 4. Bölük Mülazım-ı evveli Ali Efendi…

1895 yılına ait Kastamonu Salnamesi’nde de Hassa Orduy-u Hümayunu’na mensup 3. Ankara Fırkası’nın 6. Ereğli Livası’nın 11. Alayı’nın 2. Hamidiye Taburu’nun komuta kademesi; Kumandan Binbaşı Süleyman Efendi, yardımcısı Kolağası Hacı Mehmed Emin Efendi, Tabur Katibi Rifat Efendi, 1. Bölük Komutanı Birinci Yüzbaşı Hasan Ağa, yardımcıları İkinci yüzbaşı Hasan Ağa ve Mülazım-ı evvel Rasim Efendi, 2. Bölük Kumandanı Birinci Yüzbaşı İsmail Hakkı Efendi, yardımcıları İkinci yüzbaşı Hacı Mehmed Ağa ile Mülazım-ı evvel İsmail Ağa, 3. Bölük Kumandanı Birinci Yüzbaşı Nuh Efendi ve yardımcıları İkinci Yüzbaşı Mustafa Ağa ile Mülazım-ı sani Osman Efendi ve 4. Bölük Kumandanı Birinci Yüzbaşı Abdullah Efendi, yardımcıları İkinci yüzbaşı Ömer Ağa ve Mülazım-ı sani Ali Efendi olarak belirtilmektedir.

Paylaşın:
Etiketler:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • RUJ ETKİSİ: KRİZDE TÜKETİMİN PSİKOLOJİSİ

    23 Mart 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Kime sorsam param yok diyor, gelin görün ki AVM’ler ağzına kadar dolu! Bu çok sıklıkla duyduğumuz bir cümle… Gelin bu cümlenin altında yatan psikolojik ruh haline bir bakalım.Ekonomi daraldığında insanlar her şeyi kısmıyor. Büyük harcamalar erteleniyor; ama küçük, görünür ve statü taşıyan harcamalar devam ediyor. Kısaca beş yıldızlı otelde tatil yapacak maddi gücümüz yok ama bu lüks bir kafeye gidemeyeceğimiz anlamına da gelmiyor.Buna literatürde “Ruj Etkisi” denir. Ancak modern dünyada bu kavram tek başına yeterli değildir. Çünkü artık me...
  • TÜRKİYE’DE GELECEK KAYGISI VE SESSİZ STRES

    19 Mart 2026 Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Bir toplumun en büyük yorgunluğu ekonomik kriz değildir; geleceği planlayamama halidir. Çünkü insan, belirsizliğe değil; öngörülebilirliğe yaslanır. Türkiye’de son yıllarda artan hayat pahalılığı, iş güvencesi kaygısı ve sosyal kutuplaşma; sadece cüzdanları değil, zihinleri de zorlayan bir tablo ortaya koyuyor. Ekonomik Baskı: Rakamların Ötesinde Bir Psikoloji Resmi verilere göre Türkiye’de yüksek enflasyon uzun süredir hane halkı bütçelerini zorlayan temel faktörlerden biri. Enflasyon arttığında sadece kazançlar değil, gelecek planları ...
  • ÇALIŞMA HAYATINDA SOSYAL EROZYON VE GÖÇ

    17 Mart 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Değerli Haber Hayat okurları, Yazı dizimizin ilk bölümlerinde Ereğli’nin ekonomik gücünden ve yaşlanan nüfusumuzdan bahsetmiştik. Bugün ise madalyonun en can yakan yüzüne; yani gençlerimizi bu topraklardan koparan "sosyal erozyona" ve çalışma hayatımızdaki değişime odaklanıyoruz. Hazırladığım "TR81 Bölgesel Yaşam Endeksi Raporu"ndaki en sarsıcı veri şu: 2015 yılında Zonguldak, Türkiye’de "Çalışma Hayatı Endeksi"nde ilk sıralarda, adeta zirvedeydi. Peki, ne oldu da 2025 yılına geldiğimizde aynı şehir "Çalışma Hayatından Memnuniyetsizl...
  • SİZ OLAYI VERİN, BİZ HABERİ…

    17 Mart 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Haber kaynağından okura kadar herkesin içinde olduğu medya ilişkileri üzerine; teoriden ve pratikten gelen deneyimleri, küçük uyarılar ve birkaç dostane tavsiye ile "bayramlık yazı" kıvamında paylaşmak istedim. Günümüz dijital dünyasında medya ile ilişkisi olmayan neredeyse yok. Ekonomiden siyasete, magazinden bilime kadar her alan bir şekilde medya aracılığıyla görünür oluyor. Medya olarak bazen gündemi olduğu gibi aktarıyoruz, kimi zaman belirliyoruz, bazen de yorumlarımızla gündemi değerlendiriyor; eleştiriyor ya da alkışlıyoruz. ...