logo

CANVER YAZDI : HERAKLEİA PONTİKA’DA PAGAN ŞENLİKLERİ -1

DR. CAN CANVER

DR. CAN CANVER
cancanver7@gmail.com
CANVER  YAZDI : HERAKLEİA PONTİKA’DA PAGAN ŞENLİKLERİ -1

Herakleia Pontika’da din, sosyal hayatta önemli bir yer tutardı. Dinin sosyal hayattaki önemi, homojen bir dine sahip olan ‘polis’ vatandaşlarının toplu ayinler ve festivallerle değerleri ifade eder. ‘Polis’ hayatının gelişimiyle beraber din, sitenin kendi vatandaşları arasındaki dayanışmanın pekişmesine katkıda bulunuyor, ortak tapınaklar etrafında dini bir birlik oluşmasına hizmet ediyordu.

Herakleia’lılar pek çok tanrıya ve onlar hakkındaki yüzlerce efsaneye inanıyorlardı. Herakleia Pontika’lılar tanrılarını insan şeklinde ( antropomorfik ), üzülen, sevinen, sevişip birbirleriyle dövüşen, zina yapan varlıklar olarak tasavvur ediyorlardı. Onların insanlardan farkları, ölümsüz oluşlarıydı. İnandıkları baştanrı; destanlarda ‘tanrıların ve insanların babası’ olarak gösterilen gök tanrısı Zeus bulunmaktadır. Karısı Hera, bir ay tanrıçası olup kadınların koruyuculuğunu yapar; evlenme ve doğum zamanlarında yardımlarına koşardı. Afrodit, aşk ve güzellik tanrıçası, Ares; savaş tanrısı, Athena; zeka tanrıçası ve aynı zamanda şehirlerin koruyucusu, Apollon; güneş tanrısıdır. Themis ve Dike  ise adalet tanrıçalarıdır. Themis aristokratik adalet anlayışının tanrıçasıdır. Yerleşmiş aristokratik değer ve kurumların ( nomos ) koruyucusu olarak kabul edilir. Tanrısal otoriteye dayanan Themis, adaletten çok doğruluğu temsil eder. Dike ise, daha çok adaleti temsil eder. Kanun önünde eşitlik, toplumungenel kabulüne uygun olma gibi demokratik değerleri ifade eder.

Herakleia Pontika’da tapınılan tanrılara kurbanlar kesilir, onlar adına şenlikler düzenlenirdi. Dionysos adına yapılanlar dikkat çekicidir. Bunlardan ‘agrioria’, kente gelen Boiotia’lılar tarafından getirilmiştir. Efsaneye göre Boiotia’daki Orkhomenos Kralı Münyas’ın kızları tanrı adına düzenlenen ayinleri aşağıladıkları için cezalandırılır, çıldırıp kendi çocuklarını yerler. Şenlik sırasında, bir rahibin Minyas’ın kızlarını temsil eden bir kadını gece karanlığında kovalanması gelenek haline gelmişti.

‘Anthesteria’ şenliği ise; Şarap Tanrısı Dionysos onuruna, ilkbaharın başlangıcını ve bir önceki bağbozumunda depolanmış şarabın yıllanmışını kutlamak amacı ile her yılın ‘Antterion’ ( Şubat-Mart ) aylarında düzenlenirdi, üç gün sürerdi. İlk gün, Dionysos’a sunmak için yeni açılmış fıçılardan şarap saçılır, ikinci gün halk şenliği yapılırdı. Gizli yapılan bir törende tiranın karısı Dionysos ile evlenirdi. Bu günlerde, ölülerin ruhlarının yeraltı dünyasından çıkıp ortalıkta dolaştığına inanılır, halk kendini korumak için alıç yaprağı çiğneyip kapısını ziftle sıvardı. Şenlik üçüncü gün yapılan ölüler töreni ile sona ererdi.

Şubat ayının 12.günü yapılan şarap şenliğinde ( khoe ) ise; soytarı alayları kentte dolaşır, içki içme yarışmaları düzenlenir, ölülerin onuruna yerlere şarap saçılırdı.

Herakleia Pontika’da, Dionysos’a adanan kır şenliklerine ‘askolia’ denirdi. Keçi derisinden bir tulum yapılır, hava ile şişirilerek yağlanır ve bunun üzerinde durulmaya çalışılırdı. Şarap tanrısının şerefine kış gündönümünde yapıldığı sanılan gece şenlikleri ise ‘nykhelia’ olarak adlandırılırdı. Dionysos şenliklerinde, ‘thyrsos’ adı verilen ve tanrıyı temsil eden asa taşınırdı.

‘Pyanopsion’ ( Ekim ) ayının 7.günü, Herakleia Pontika’da, Güneş Tanrısı Apollon onuruna da ‘pyanopsia’ ( pyanepsia ) şenliği düzenlenirdi. Basit büyücülük yöntemlerinin de uygulandığı ayinlerde, tahıl ve baklagillerden hazırlanan bir bulamaç ile yünle bağlanmış, mevsim meyveleri, pastalar, küçük bal, yağ ve şarap kavanozları asılı bir zeytin ya da defne dalı sunulur. Apollon tapınağının kapısına asılan bu sunular, ev kapılarına da takılırdı. Bu şenliklerde büyücülerin büyü yapmak için vınlatarak çevirdikleri, üzerine kayışlar bağlı halkaya ‘rhombus’ denirdi. (devam edecek)

Paylaşın:
Etiketler:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TÜRKİYE’DE GELECEK KAYGISI VE SESSİZ STRES

    19 Mart 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Bir toplumun en büyük yorgunluğu ekonomik kriz değildir; geleceği planlayamama halidir. Çünkü insan, belirsizliğe değil; öngörülebilirliğe yaslanır. Türkiye’de son yıllarda artan hayat pahalılığı, iş güvencesi kaygısı ve sosyal kutuplaşma; sadece cüzdanları değil, zihinleri de zorlayan bir tablo ortaya koyuyor. Ekonomik Baskı: Rakamların Ötesinde Bir Psikoloji Resmi verilere göre Türkiye’de yüksek enflasyon uzun süredir hane halkı bütçelerini zorlayan temel faktörlerden biri. Enflasyon arttığında sadece kazançlar değil, gelecek planları ...
  • ÇALIŞMA HAYATINDA SOSYAL EROZYON VE GÖÇ

    17 Mart 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Değerli Haber Hayat okurları, Yazı dizimizin ilk bölümlerinde Ereğli’nin ekonomik gücünden ve yaşlanan nüfusumuzdan bahsetmiştik. Bugün ise madalyonun en can yakan yüzüne; yani gençlerimizi bu topraklardan koparan "sosyal erozyona" ve çalışma hayatımızdaki değişime odaklanıyoruz. Hazırladığım "TR81 Bölgesel Yaşam Endeksi Raporu"ndaki en sarsıcı veri şu: 2015 yılında Zonguldak, Türkiye’de "Çalışma Hayatı Endeksi"nde ilk sıralarda, adeta zirvedeydi. Peki, ne oldu da 2025 yılına geldiğimizde aynı şehir "Çalışma Hayatından Memnuniyetsizl...
  • SİZ OLAYI VERİN, BİZ HABERİ…

    17 Mart 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Haber kaynağından okura kadar herkesin içinde olduğu medya ilişkileri üzerine; teoriden ve pratikten gelen deneyimleri, küçük uyarılar ve birkaç dostane tavsiye ile "bayramlık yazı" kıvamında paylaşmak istedim. Günümüz dijital dünyasında medya ile ilişkisi olmayan neredeyse yok. Ekonomiden siyasete, magazinden bilime kadar her alan bir şekilde medya aracılığıyla görünür oluyor. Medya olarak bazen gündemi olduğu gibi aktarıyoruz, kimi zaman belirliyoruz, bazen de yorumlarımızla gündemi değerlendiriyor; eleştiriyor ya da alkışlıyoruz. ...
  • SAVAŞIN DEĞİŞEN YÜZÜ: CEPHEDEN ZİHİNLERE

    13 Mart 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Savaş eskiden belirli bir coğrafyaya sıkışmıştı. Cephe vardı, cephe gerisi vardı… Kurşunların ve bombaların menzili belliydi. Bu yüzden savaşın psikolojik ve fiziksel etkileri de çoğunlukla o sınırların içinde kalıyordu. Ancak modern savaşlar artık sadece askerlerin karşı karşıya geldiği bir cephe mücadelesi değil; toplumların tamamını etkileyen geniş bir psikolojik alan haline geldi.Bunun en çarpıcı göstergelerinden biri sivil kayıplarındaki artıştır. I. Dünya Savaşı sırasında ölenlerin yaklaşık %30’u sivildi. Cepheler belirgindi ve s...