logo

EREĞLİ YÖRESİNİN MANTARLARI

DR. CAN CANVER

DR. CAN CANVER
cancanver7@gmail.com
EREĞLİ YÖRESİNİN MANTARLARI

Ereğli’mizde İlyas Mat adlı bir Erdemir çalışanı, 2012 yılından beri aradığı Reishi mantarını, geçen yıllarda Keşkek köyü yakınlarında bir orman içinde buldu.

Reishi mantarı, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi tarafından Zonguldak yöresine ait olduğu tescillenen bir orman ürünü… Çinliler tarafından ‘ölümsüzlük mantarı’ olarak tanımlanmış ve imparatorların tedavilerinde kullanılmış. Yenmiyor zira ağacımsı bir mantar. Kurutulduktan sonra toz haline getirilip çay gibi içiliyor. Özelliği; koloni halinde değil, tek tek üremesi… Dünyada oldukça ender rastlanıyor ve genellikle canlı ağaçlar üzerinde bitiyor. Çoğu zaman da ağaca tırmananlar tarafından bulunuyor ya da ağaç çürüyüp devrildiği zaman rast geliniyor…

Reishi mantarı güneş ışığı görmeyen, loş, nemli, sık ormanlarda yetişen geniş, oldukça dayanıklı ve şişe tarzında bir mantar…

Çince’de ‘hayalet bitki’, Japonca’da reishi diye bilinir. ‘Ölümsüzlük bitkisi’, ‘ölümsüzlük mantarı’, ‘ruhsal gücün bitkisi’ ve ‘onbir yıllık mantar’ gibi isimlerle de anılır. Mutluluğu, bilgeliği ve uzun yaşamı, sağlam zihin ve vücut itibarını sembolize eder. Latince ise; parlak kabuklu ve göz alıcı anlamına gelir. En makbulü kırmızı reishidir.

Reishi mantarı; bronşit, allerji, tansiyon düzensizliği, yükseklik korkusu, kemoterapi destekleyicisi, HİV destekleyicisi, yorgunluk, yüksek trigliserit ve hepatit için kuvvet ilacı, bağışıklık sistemi güçlendiricisi olarak günümüz tıbbında yararlanılmaktadır. Ağrı kesici özelliklere sahiptir. Kanı temizler ve sinir gerginliklerini de azaltır.

Kullanıldığında baş dönmesi, kaşıntı ve döküntü, susuzluk hissi, idrar artımı ve dışkılama artmasına sebep olabilir.

Bu çok değerli ve yararlı mantardan başka Ereğli yöresinde yetişen ve rastlanılan diğer mantarlar arasında; tirmit, sütlüce, sırtı göklüce, kiraz, tavuk, horoz, huni, al altın, pelit, pamukluca ve imparator mantarlarını da sayabiliriz.

Çiğ olarak tüketilebilen tirmit mantarı, tuz ve baharatla kızartıldığında da çok lezzetlidir. Kırmızı kahverengi ve ateş sarısı olmak üzere iki tiptir. Kırmızı olanı çam ve kayın ormanlarında, sarı tipi kayın ve meşe ağaçlıklarında bulunur. Geyik mantarı olarak da bilinir. Görünüşü; bakıldığında lahanayı andırır.

Sütlüce mantarı sonbahar aylarında yetişir ve adını içinden çıkan süt kıvamındaki öz suyundan alır. Yazın ve sonbaharda biten çeşitleri vardır. Çiğ yenilebildiği gibi, kızartması ve yemeği de yapılır.

Adını gök renginden alan sırtı göklüce mantarı, sonbahar sonlarında yetişir. Mantarın üstü gök renginde, altı ise beyazdır. Ağaçların fazla olmadığı açık alanları seçer.

Rengi kırmızı olan kiraz mantarı yaz mevsiminde olur. Yapısı kat kattır. Kiraz ağaçlarında, kestane, meşe, armut ağaçlarında yetişir. Bu mantarın böreği, yemeği, turşusu yapılır. Yemeğine az miktarda süt katılır.

Cüce kaz, kaz ayağı, tavuk bacağı gibi isimlerle de bilinen tavuk mantarı, sarı renkte, kalın gövdeli, tepesi dalgalı şemsiye görünümündedir. Soğan ve yeşil biberle kavurması yapılır.

Horoz mantarı ise kazayağı, kaz mantarı adlarıyla da anılır. Nemli orman altlarında yetişir. İnce gövdeli, geniş yassı tepelidir.

İlkbahar aylarında yetişen huni mantarı, gölgelik alanlarda ve yaprak altlarında bulunur. Bir kökten çok sayıda yetişir. Kestane ve pelit ağaçlarının altında sık görülür. Toplaması kolaydır. Böreği lezzetlidir.

Yaz aylarında biten al altın mantarının rengi beyazdır. Her ormanda yetişir. Acı tada sahip olduğundan tuzlu suda bekletildikten sonra haşlanır ve yemeği, turşusu yapılır. Buna Akçakoca yöresinde dırbalan adı da verilir.

Pelit mantarı yaz aylarında pelit ağaçlarının altında yetişir. Rengi beyazdır. Güzel kavurması olur.

Yaz aylarında biten beyaz renkli mantara pamukluca denir. Üzerinde siyah renkli kaplama bir deri tabakası vardır. Çamlık ve taşlık arazilerde sık rastlanılır. Çok yumuşak yapılı olduğundan toplanırken bile ezilebilir. Çorbası güzel olur.

Roma imparatorlarının favori mantarı olan imparator mantarı bundan dolayı Sezar mantarı olarak da isimlendirilmiştir. Şile ve Kandıra bölgesinde ise gelincik ya da gelin mantarı olarak bilinir. Turuncu şapkalı, tadı keskin ama oldukça lezzetlidir. Lüks lokantaların aradığı bir mantardır.

Paylaşın:
Etiketler:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • LOKOMOTİF Mİ, VAGON MUSUN? ASLINDA BÜTÜN MESELE BU!

    19 Mayıs 2026 Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    İnsanlar yaşamda çoğu zaman iki role savrulur: Vagon ya da lokomotif. Birileri tarafından çekilen mi olacaksın, yoksa kendi yönünü belirleyen mi? Vagon olan insan, çoğu zaman hayatını dış etkenlerin belirlemesine izin verir. Ailesinin korkuları, toplumun beklentileri, partnerinin kararları, geçmiş travmaları ya da “Elalem ne der” düşüncesi onun raylarını döşer. Hareket eder ama kendi iradesinin gücüyle değil; bağlandığı lokomotifin yönüyle ilerler. Lokomotif olan insan ise kolay bir hayat yaşamaz. Çünkü yön vermek ağırdır. Karar almak, s...
  • TAHSİN ÖZYAMAK YAZDI: SİSTEM Mİ, KAĞIT MI?

    15 Mayıs 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Geçtiğimiz hafta işverenlerin vicdani liderliğinden bahsetmiştik. Bugün, bu liderliğin sahadaki profesyonel araçlarını ve bu sürecin asıl öznelerini; yani çalışanları merceğe alıyoruz. İş kazalarını önlemek bir "temenni" değil, profesyonel bir süreç yönetimidir. İSG Standartları: Baretin Arkasındaki Zekâ ISO 45001, sadece duvara asılacak bir sertifika değildir; iş yerinde güvenliği "şansa" bırakmayan proaktif bir yönetim zırhıdır. Bu standart, kazanın olmasını beklemez; tehlikeyi kapıda durdurmayı hedefler. Ancak denetimlerde sıkça görül...
  • EREĞLİ’NİN ESKİ NAHİYESİ ALAPLI’DA TESCİLLENMİŞ KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARI

    15 Mayıs 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Bir zamanlar Ereğli ilçesinin nahiyesi olan bugünkü Alaplı ilçesinde de tescillenerek koruma altına alınmış kültür ve tabiat varlıklarımız bulunmaktadır. Bunlardan kent meydanındaki Merkez Cami, 1813 yılına ait… Kargir yapının üzeri sıvalıdır. İki katlı olup zemin katında ilk ve son cemaat yerleri bulunur. İlk cemaat yerinde mihrap ve minberi mevcuttur. Son cemaat yerinden üst kata çıkılmaktadır. ( Tescil Kararı : Ankara KTVKK : 18.08.2000/6948 ) Gümeli beldesi, Pekmezci Mahallesi Dörtyol mevkiinde yer alan Nekropol, Roma-Bizans dönemine...
  • DR.TUGAY YAZGAN AİLELERE VE ÇOCUKLARA SESLENDİ

    13 Mayıs 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Anne/Baba Olunca Anlarsın! Bir Cümlenin İçine Gizlenen Sessiz Baskı Toplumda bazı cümleler vardır; ilk duyulduğunda öğüt gibi gelir, ama biraz durup düşündüğümüzde içinde yargı, bastırma ve görünmez bir üstünlük taşıdığı fark edilir. “Anne olunca anlarsın.”, “Baba olunca anlarsın.” da bu cümlelerden biri…Elbette niyet kötü değil, hatta çoğu ebeveyn bunu deneyim aktarımı olarak söyler. Ancak psikolojik açıdan bakıldığında bu söz, yalnızca bir hayat tecrübesi paylaşımı değil; aynı zamanda duygusal hiyerarşi kuran bir ifade olarak karşımıza...