logo

KDZ EREĞLİSİ EVLENDİRİCİLER CEMİYETİ

DR. CAN CANVER

DR. CAN CANVER
cancanver7@gmail.com
KDZ EREĞLİSİ EVLENDİRİCİLER CEMİYETİ

Türkiye’nin, evlilik ve evlenmeyle ilgili çalışmalar yapan ilk sivil toplum örgütü Karadeniz Ereğlisi’nde kurulmuştur. Adı; Kdz Ereğlisi Evlendiriciler Cemiyeti’dir… 10 Ocak 1910 tarihinde kurulan cemiyetin kurucusu dönemin Kdz Ereğlisi kaymakamı, İttihatçı-devrimci Tunalı Hilmi Bey’dir.

Kdz Ereğlisi Evlendiriciler Cemiyeti’nin amacı belliydi; evlenmekte zorluk çeken gençlere yardım etmekti… Malum o yıllar yokluk, erkeklerini bir gidip bir türlü geri dönemedikleri savaş yıllarıydı. Köylerin ve şehirlerin erkek nüfusu boşalmış, ersiz kalan evlerde kadınlar zorluklar çekmeye, ev halkını geçindirmek için sıkıntılar yaşamaya başlamışlardı. Kaşık düşmanı kız çocuklarının evlenmesi ise ekonomik alt yapıya bağlıydı. Düğün, dernek yapmak, ev eşyası düzmek neredeyse imkansızdı.

İşte Kdz Ereğlisi’nin bu olumsuz ortam ve ekonomik sıkıntıları içinde, İttihatçılar’ın aydın, ilerici ve devrimci fikir ve devlet adamı Tunalı Hilmi Bey, Ereğli’li esnaf, eşraf ve zenginlerden oluşan bir yönetim kurulu ile cemiyeti kurmuştu ancak derneğin üyelerinin tamamı erkekti.

Cemiyetin nizamnamesine göre; vatan, boşluk, zürriyetsizlik yüzünden tehlikededir. Yetişmiş kızlar, delikanlılar bir an evvel evlendirilmeli, bunların fakir, kimsesiz olanlarına ev, tarla, sermaye yahut çiftlik levazımı tedarik edilmelidir. Kızlar 15, delikanlılar 18 yaşından evvel evlenmemelidirler. İlletli olanları evlenmekten alıkoymaya çalışmak gerekir. Bu yoksulluk günlerinde uzun, masraflı, külfetli düğünler yapılmamalıdır. Ağırlıklar istemek, yüksek pahalı nikahlar kıymak, kızı kocaya değil de satılmaya vermek, evlenmeleri önündeki engelleri kaldırmak gerekir.

Cemiyete girenler yılda en az 5 kuruş vereceklerdi ve cemiyet her köyde bir şube açacaktı.

Kdz Ereğlisi Evlendiriciler Cemiyeti, Tunalı Hilmi Bey’in, kaymakamlık süresince bazı çalışmalarda bulundu, yoksul Ereğli gençleri evlendirildi ancak Tunalı Hilmi Bey’in tayini sonucu çalışmaları akim kaldı.

Patlayan Balkan Savaşları ve ardından gelen 1.Dünya Savaşı yıllarında Türkiye’de evlilik ve evlendirmeyle ilgili başkaca bir çalışma, sosyal ve devlet katkısı ya da bu amaçla kurulan bir cemiyet görülmemiştir, ta ki 1927 yılına dek…

12 Mart 1927 günü Haftalık Mecmua, bir anket düzenledi: ‘’Hangi kızla evlenmeli?’’. Dergi 8 ideal tip belirleyecekti. Okuyucu bunlar arasından hangi kızın evlenilecek ideal bir eş olduğuna karar verecekti. Ankete katılanlar arasında birinciye 25, ikinciye 15, üçüncüye 10 lira verilecekti. 9754 kişiden 3363 kişi Mediha Hanım’ı evlenilecek ideal eş olarak görmüştü.

22 Ekim 1917’de yayın hayatına başlayan Vakit gazetesinin sahipleri Mehmet Asın Us ve Hakkı Tarık Us kardeşlerdi. ‘Türk Harflerinin Kabul Tatbiki Hakkında Kanun’ çıkıp, 1 Aralık 1928 tarihi itibarıyla hayata geçirileceğinin kesinleşmesi üzerine gazete sahipleri telaşlandı. Biliyorlardı ki gazeteleri tiraj kaybedecekti. Bir şey yapmalıydılar. Latin harflerine karşı değildiler ancak gazete okur sayısında büyük bir düşüş yaşanacağını da biliyorlardı. Heyetler düzenleyip Cumhurbaşkanı Atatürk’ü ziyarete gittiler. Ara bir formül bulmuşlardı. Gazetenin yarısı eski yazı, yarısı yeni yazı olsundu. Mustafa Kemal Paşa, bu önerilere hiç sıcak bakmadı. Gazete sahipleri ise ne yapacaklarını düşünerek toplantıdan ayrıldılar. Us kardeşlerin kafalarında bir plan vardı. Tiraj kaybetmemek için promosyona başladılar. ‘Mesut Çiftler Müsabakası’ düzenlemeye karar verdiler. Gazete temsili olarak on kadın ve on erkek tanımlayacaktı. Ve bunların her birini okuyucularına tanıtacaktı. Bu işin ucunda ödül de vardı. Okuyuculara sorulacak: Kim kiminle evlenmelidir? Okuyucu hem 20 kupon biriktirecek, hem de özellikleri anlatılan adaylar arasında birbirleriyle mutlu evlilik yapabilecek çifti belirleyecekti. Biriktirdiği kuponları gönderen ve doğru tahmin yapan okuyucular arasında kura çekilecek ve birinciye 100 lira ödül verilecekti.

Vakit gazetesinde ‘Mesut Çiftler Müsabakası’na 30 Kasım’da eski yazıyla başlanıldı. Yarışmanın ikinci günü, 1 Aralık’ta yeni yazıya geçildi. 20 Ocak 1929 günü sonuçlar açıklandı. Buna göre, 30 Kasım’da tanıtılan Ali Bey ile 8 Aralık’ta tanıtılan Kadriye Hanım birbirine uygun en iyi çift seçilmişlerdi. 100 lirayı İstanbul Erkek Muallim Mektebi 3.sınıfta okuyan bir öğrenci kazandı. 50 liralık ikincilik ödülünü ise Eskişehir’de oturan Sara Hamit Hanım kazandı.

Yedigün Dergisi ise 15 Mart 1933’te yayın hayatına başladı. Sahibi ve genel yayın yönetmeni Sedat Simavi idi. Halkın ilgisini çekecek popüler konulara eğilen, görselliği çok iyi kullanan bir gazeteydi. Sayfalarında bol bol kadın remi kullanmaktan çekinmiyordu. Ayrıca dergi, Türk kadın tipini tanımlamayı görev edinmişti. Derginin tanımına göre; Cumhuriyet’in yeni kadını; iş ve aile görevini birlikte yürüten bir kahramandı. Dergiye gelen mektupları yanıtlayan Rakım Çalapala idi. Dergiye göre kızlarda evlenme yaşı 24, erkeklerde ise 29’du. Evlenecek kadın; vücudu sağlam, asabi kuvvetli, çizgileri yuvarlak, gözleri parlak, dudakları dolgunca olmalıydı. Kızların koca avlayabilmek için 11 kurala uymaları gerekiyordu.

Türkiye’de 14 Ekim 1947 yılında ise İstanbul’da Evlendirmeyi Kolaylaştırma Cemiyeti kuruldu. Cemiyete girmenin bir tek koşulu vardı: Bekar olmak… Cemiyet kısa sürede 300’den fazla üyeye sahip oldu. 70 üyesini evlendirme başarısı gösterdi.

Bugün İstanbul’da 20’ye yakın evlendirme şirketi var; hepsi de iyi para kazanıyor. TV’deki programlardan hiç bahse gerek yok…

Paylaşın:
Etiketler:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 3000 YILINA MEKTUP!

    19 Ağustos 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Taş Devri’ne mektup yazıp günümüz yaşantısıyla pek farkı olmadığını vurgulayınca bir umut 3000’li yıllara mektup yazmak farz oldu…Sevgili NEO-43,Sana 2026'dan yazıyorum.Evet, yanlış okumadın. Kolay değil yaklaşık bin yıl sonrasına bir mektup gönderiyorum.Muhtemelen senin zamanında mektup diye bir şey kalmadı, bu nedenle elindekine ablak ablak bakma; biz elindeki maddeye kağıt, okuduğuna da mektup diyorduk! Belki senin için “okumak”, bizim için ekmek yemek kadar eski ve ilkel bir davranıştır.Ama merak ediyorum NEO-43, siz gerçekten ilerlediniz ...
  • TAŞ DEVRİ’NE MEKTUPLAR

    14 Ağustos 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Sevgili Kovukhan,Sana bu mektubu, aradan geçen birkaç yüz bin yılın ardından yazıyorum. Evet, yanlış duymadın: Birkaç yüz bin yıl. Sen beni tanımazsın, ben de seni hiç görmedim ama seni tanıyorum. Merak etme, dünya hala dönüyor; insanlık da hala geçim derdinde.Senin de bir eşin, çocukların ve başını sokacak bir mağaran vardı. Akşam eve döndüğünde çocuklarının karnını doyurmak, eşinin güvenliğini sağlamak, ertesi gün ne yiyeceğinizi düşünmek zorundaydın. Senin hayatın zordu Kovukhan ama bizimki de pek kolay sayılmaz.Aramızdaki en büyük fark şu:...
  • GÖNÜLLÜ “KAMPÜSTE FİKRİ TAKİP” YAZISINI GÜNCELLEDİ

    10 Ağustos 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    EDİTÖR NOTU : BU YAZIM 11 ŞUBAT 2026'DA YAYINLANMIŞTI. O GÜNDEN BU GÜNE GELİŞME OLMADIĞI GİBİ, "SENİN DAHA HABERİN YOK MU?" GİBİ SORULARLA MUHATAPLIĞIM SIKLAŞTIĞINDAN YAZIYI "OLDUĞU GİBİ, AYNEN" GÜNCELLEMEK İSTEDİM. OLA Kİ "HABERİMİZ/BİLGİMİZ" OLUR! ZİRA "BİLGİ SAHİBİ OLMADAN FİKİR SAHİBİ OLUNMAZ.... HABER KUTSAL YORUM HÜRDÜR" DERİZ BİZ.... İŞTE VİRGÜLÜNE DOKUNMADAN O YAZI: Kdz. Ereğli’de eski Devlet Hastanesi alanında inşası devam eden fakülte kampüsünün yapımı için karar 10 yıl önce alındı, 5 yıl önce belediye ruhsatını kesti, temeli is...
  • GEÇİM DERDİ İLE GELECEK HAYALİ AYNI EVDE YAŞAYABİLİR Mİ?

    05 Ağustos 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Bir ev düşünün…Mutfakta ay sonuna kadar yetmesi gereken bir bütçe hesaplanıyor. Salonda ise üniversite hayali kuran bir genç, bilgisayar ekranına bakarak geleceğini inşa etmeye çalışıyor. Aynı evin içinde iki görünmez misafir yaşıyor: Geçim derdi ve gelecek hayali. Peki bu iki misafir gerçekten aynı çatı altında uzun süre yaşayabilir mi?İnsan psikolojisi, yalnızca bugünü değil yarını da yaşayabilen tek sistemdir. Bugün karnımızı doyururken, on yıl sonrasını düşünebiliriz. Fakat temel ihtiyaçlar sürekli tehdit altındaysa zihin geleceği inşa ...