logo

KDZ EREĞLİSİ’NİN TARİHİ, MİMARİ, KÜLTÜREL DEĞERLERİ-1

DR. CAN CANVER

DR. CAN CANVER
cancanver7@gmail.com
KDZ EREĞLİSİ’NİN TARİHİ, MİMARİ, KÜLTÜREL DEĞERLERİ-1

Tarihi kayıtlarda ve eskiçağ tarih yazarlarının ve gezginlerinin yazılarında, Karadeniz Ereğlisi’nden Herakleia Pontika olarak bahsedilmekte olup, son gerçekleşen arkeolojik kazılarla ilk yerleşmelerin MÖ 2500’lü yıllarda olduğu ortaya konulmuştur. Böylesine kadim bir tarihi bulunan şehrimizin gençlerimize ve kentimize gelecek ziyaretçilere anlatılacak birçok tarihi, mimari, kültürel ve doğa değerleri bulunmaktadır :

*Doğal bir liman konumundaki Kdz Ereğlisi, Megaralı ve Boiotialı kolonistlerce kurulmuş, daha sonra Herakleia Pontika adı verilmiş, Frig, Kimmer, Lidya, Asur, Med, Makedon, Bithinya, Roma, Bizans, Ceneviz ve Selçuklu uygarlıklarına mekan olan ilçemiz son olarak Osmanlı egemenliğine geçmiştir.

*Karadeniz Ereğlisi mitolojide Altın Post serüveninde Argonaut gemicilerini konuk etmiş, aynı zamanda kent Hades, Herakles gibi mitolojik ögelerin ve Herakleides, Krispus gibi Antikçağ ünlülerinin izlerini taşımaktadır.

*Karadeniz Ereğlisi ( Herakleia Pontika ) amforaları, MÖ 4.yz.dan itibaren üretilmeye başlanmış olup, o dönemin bölgede en aranan anforaları olmuştur.

*Yunan mitolojisinin en ünlü kahramanı olan Herakles ( Herkül ), güç ve kahramanlığın timsalidir. Herakles’e 12 görev verilir. Oniki görevden biri; Karadeniz Ereğlisi’nde bulunan Cehennemağzı Mağarası’ndaki Cehennem Bekçisi köpeği; Kerberus’u etkisiz hale getirmektir. Herakles, Kerberus’la savaşımına mekan olan Cehennemağzı Mağaraları, hem ilkçağın önemli kehanet merkezi, hem de ilk Hıristiyanlar’ın gizli ibadet yeri olarak izler taşımaktadır.

*Ünlü filozof Platon’un öğrencilerinden I.Klearchos ( MÖ 364-352 ) yönetim karmaşası yaşayan Herakleia Pontika’ya gelerek halkı ayaklandırarak kral olduğu şehirde ilk önemli yapılandırmayı başlatmış ve ilkçağın en önemli kütüphanelerinden biri sayılan Herakleia Pontika kütüphanesini kurmuştur.

*Herakleia Pontika’da MS 100 yıllarından itibaren Hazreti İsa’nın 12 havarisinden biri olan Aziz Andreas, Hıristiyanlık’ı yaymıştır.

*MÖ 390’da Herakleia Pontika’da doğan filozof Pontikos Herakleides; ‘’dünyanın kendi ekseni etrafında döndüğü’’ düşüncesini ortaya atan ilk düşünür ve astronomdur.

*Pandomim sanatının ünlü bir ustası olan Mısırlı Krispos, bir dönem Herakleia Pontika’da yaşamış ve genç yaşta ölünce adına bir anıt mezar yapılmıştır. Kdz Ereğlisi Müzesi’nin bahçesinde bulunan bu anıt kaidesi ile birlikte 2.10 m yükseklikte olup, önünde 19 satırdan oluşan ve kazınarak yazılmış bir şiir yer almaktadır.

*Kdz Ereğlisi antik çağlarda zenginleşip ve yayılarak büyümüş, diğer bölgelere ihtiyacı olan buğday, arpa, fasulye, nohut, bakla, mercimek, zeytinyağı ve şarap gibi ürünler satmıştır.

*Sinop ile Karadeniz Ereğlisi şehirleri arasında MÖ 353 yılında bir dostluk anlaşması yapılmış olup bunu belgeleyen bir kitabe Sinop Müzesi’nde sergilenmektedir.

*Padişah Abdülaziz’in ( 1861-1876 ) emriyle, Ereğli kömür havzasının yönetimi, 10 Şubat 1865 tarihinde Bahriye Nezareti’ne devredilmiş, Ereğli’nin kaymakamlık yapılmasını emreden 27 Mayıs 1866 ( muharrem 1282 ) tarih ve 23844 saylı Meclis-i Vala ( Bakanlar kurulu ) iradesiyle, Kaptan-ı Derya Ahmet Vesim Paşa tarafından, ‘’Havza Maden Müdürlüğü’’ yerine kurulan Ereğli Maadin Nazırlığı ( Ereğli Madenleri Müdürlüğü )’na, aynı zamanda Ereğli Kaymakamı (atandığı tarihteki rütbesi; Bahriye Kaymakamı=Deniz Yarbayı )ünvanıyla birlikte Kaymakam Dilaver Paşa atanmıştır.

*Ereğli Kaymakamlığı, 1887 yılına kadar Madeni Hümayun Müdürlüğü ile birlikte yürütülmüş ve Bahriye Nezareti’nce oluşturulan komisyon tarafından, 26 Nisan 1283 ve 4 Muharrem 1284 ( 8 Mayıs 1867 ) tarihinde Maden Katibi İsmail Hakkı, Kolağası ( Yüzbaşı ) Hasan Tahsin, Miralay memuru mahsusu ( alaya bağlı memur ) Mehmet Sait, Maden Komisyonu Başkanı Hüseyin ve Maden müdürü ve Kaymakam Dilaver imzasıyla 100 maddelik ‘’Ereğli Maden-i Hümayun İdaresi’nin Nizamnamesi’’ hazırlanmıştır.

*1 Eylül 1909’da Ereğli kaymakamlığına atanan Tunalı Hilmi Bey, 16 Ocak 1910’da Kdz Ereğlisi Evlendiriciler Cemiyeti’ni kurmuştur. Derneğin amacı, evlenmekte zorluk çeken gençlere yardım etmekti. Nizamnamesinde kadın hakları ile ilgili gelişimin izleri de görülür. Cemiyetin kuruluş amacı; ‘’toplumu her türlü çirkin adet ve geleneklerden kurtarmak’’tır. Tunalı Hilmi Bey’in etkisini taşıyan Evlendiriciler Cemiyeti bu tipte kurulmuş olan ilk sivil toplum örgütüdür.

*Osmanlı Devleti döneminde içe kapalı olarak silik bir dönem yaşayan Kdz Ereğlisi, kömürün bulunması ve maden ocaklarının işletmeye açılmasıyla birlikte önem kazanmış, 1985’te ülkemizin ikinci büyük demir çelik fabrikası olan Erdemir’in açılmasıyla bir sanayi kenti kimliğine kavuşmuştur.

*Türkiye’nin ilk yassı çelik üreticisi tesisinin kurulması için 12 Şubat 1960’ta Kurucular anlaşması imzalanmış, 28 Şubat 1960 tarihinde kabul edilen 7462 sayılı bir kanunla Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş. ( Erdemir ) adıyla bir anonim şirket kurulması için Bakanlar Kurulu’na yetki verilmiş, 1961 yılında başlayan inşaat ve montaj çalışmaları 42 ay gibi kısa bir sürede tamamlanmış ve 15 Mayıs 1965’te yaklaşık 0.5 milyon ton ham çelik ve 0.4 milyon ton yassı çelik kapasitesiyle Erdemir’in üretim yolculuğu başlamıştır.

*1320 yılından itibaren Orhan Gazi, Kdz Ereğlisi ve çevresine kolonizatör fonksiyonunda birçok Türk dervişi göndermiştir. Bu misyonerler tarım, ağaçlandırma yani bugünün deyimi ile erozyon durdurma ve denizcilik işlerinde buraları örgütlemek ve Türkleştirmek için büyük gayretler sarf etmişlerdir. Bu devrede bu bölgeye gönderilen ve bugüne kadar şöhreti devam eden Seyyid Nasrullah Efendi, Göztepe’de Hacı Baba Türbesi denilen yerde defnedilmiştir. Bu dervişin bu tepenin üzerinde büyük ateşler yakarak gemicilere yol gösterdiği rivayet edilmiştir.

Paylaşın:
Etiketler:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • HAYAT NE ZAMAN YORAR?

    13 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Hayatın yorduğunu söyleyen insan sayısı her geçen gün artıyor. İlginç olan şu ki, bu yorgunluk çoğu zaman fiziksel değil! İnsanlar artık daha az ağır işlerde çalışıyor, teknoloji hayatı kolaylaştırıyor, konfor artıyor gelin görün ki yorgunluk dinmiyor. O halde sormak gerekiyor: Hayat gerçekten ne zaman yorar? Bu soruya verilecek en dürüst cevap şudur: Hayat, anlamını kaybettiği zaman yorar. Friedrich Nietzsche’nin o meşhur sözü bu noktada hala geçerliliğini korur: “Yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen her nasıla katlanabilir.” Burada...
  • FELSEFE BU NOKTADA İKİ TEMEL YAKLAŞIMI ÖNÜMÜZE KOYAR:

    10 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Nasıl Bir Yaşam İstiyoruz; Hazza Dayalı Mı, Hedeflere Dayalı Mı? Modern insanın en büyük açmazlarından biri, neyin peşinden gideceğini bilememesidir. Bir yanda anlık hazların cazibesi; hızlı, parlak ve kolay ulaşılır… Diğer yanda ise hedeflerin sessiz çağrısı; sabır isteyen, emek isteyen, bazen yalnızlık bile getiren bir yolculuk. Psikoloji bize şunu söyler: İnsan beyni kısa vadeli ödüllere programlanmıştır. Dopamin sistemi, bizi hemen şimdi iyi hissettiren şeylere yönlendirir. Sosyal medya, hızlı tüketim alışkanlıkları, anlık ...
  • TUGAY YAZGAN YAZDI : AH ŞU İKİRCİKLİ HALLERİMİZ!

    07 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    İnsanın kendisiyle çelişme kapasitesi, belki de en gelişmiş yeteneği. Sabah “Artık sade bir hayat yaşayacağım” diye uyanıp, öğlene kalmadan üç uygulamadan indirim kovalayan bir türüz biz. Minimalizm kitapları raflarımızda kalabalık yaparken, zihnimiz zaten bir panayır yeri. Bir yanımız “doğallık önemli” diye nutuk atarken, diğer yanımız filtresiz fotoğraf paylaşmaya cesaret edemiyor. Sağlıklı beslenme üzerine uzun uzun konuşup, gece 23.46’da mutfakta “bu son” diye başlayan ama genelde üç perde süren bir atıştırma tiyatrosu sergiliyoruz. İns...
  • GERÇEK SAMİMİYET ÇOK DAHA SESSİZDİR, GÖSTERİŞLİ DEĞİLDİR

    03 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Samimiyetin (?) Kısaltılmış Hali: “Aşko, Bro, Kardo” Son yıllarda dilimize yerleşen üç kelime var: “aşko”, “bro”, “kardo”. İlk bakışta sıcak, yakın, içten… Hatta belki de modern zamanların samimiyet şifreleri gibi görünüyorlar. Ama biraz yakından bakınca insanın aklına şu soru geliyor: Gerçekten samimi miyiz, yoksa samimiyetin taklidini mi yapıyoruz?Çünkü samimiyet, kelimelerin kısaltılmasıyla oluşmaz. Hatta çoğu zaman tam tersi olur: Azaltılan şey kelimeler değil, anlamın kendisidir. Eskiden birine “kardeşim” dediğinde, bunun bir ağırlı...