Haber kaynağından okura kadar herkesin içinde olduğu medya ilişkileri üzerine; teoriden ve pratikten gelen deneyimleri, küçük uyarılar ve birkaç dostane tavsiye ile “bayramlık yazı” kıvamında paylaşmak istedim.
Günümüz dijital dünyasında medya ile ilişkisi olmayan neredeyse yok. Ekonomiden siyasete, magazinden bilime kadar her alan bir şekilde medya aracılığıyla görünür oluyor.
Medya olarak bazen gündemi olduğu gibi aktarıyoruz, kimi zaman belirliyoruz, bazen de yorumlarımızla gündemi değerlendiriyor; eleştiriyor ya da alkışlıyoruz.
Artık ulusal–yerel ayrımı da eskisi kadar belirgin değil. Kimi medya kuruluşları kalender meşrep bir çizgide ilerlerken, kimileri de daha hafif meşrep bir yayın anlayışıyla yol alıyor.
Bir de işin diğer tarafı var: Medya ile ilişki kuran taraf: Hem haberin kaynağı, hem talepçisi hem de takipçisi…
Siyasiler, seçilmiş yerel yöneticiler, atanmış kamu yöneticileri, sivil toplum temsilcileri, iş insanları, akademisyenler, eğitimciler, hatta öğrenciler ve elbette halk…
Tam bu noktada medya okuryazarlığı devreye giriyor. Yani medya çıktısını doğru değerlendirebilme becerisi.
Her okuyucu ya da takipçi haberi kendi bakış açısından değerlendiriyor; yanlış mı, eksik mi, manipülasyon var mı diye sorguluyor. Aslında okuyucu yalnızca haberi değil, medyanın kendisini de değerlendiriyor.
Tabii ki tam da bu aşamada sosyal medya atıcıları ile işi medya olanları ayırmak şart!
Şunu bilmek gerekir ki; haberde mutlak tarafsızlık diye bir şey yoktur. İnsan unsurunun olduğu yerde bakış açısı da vardır. (Parantez açalım: İnsan unsuru yok gibi görünen yapay zekâyı bile kendi bakış açınıza göre eğitip taraf hâline getirebiliyorsunuz.)
Emin olunuz ki taraflılık çoğu zaman haberin başlığında ve seçilen fotoğrafta başlıyor.
Bazen ideolojik, bazen ekonomik, bazen de samimiyet ilişkileri devreye girer: Eş-dost, akraba, öğretmen-öğrenci, esnaf, ahbap-çavuş ilişkileri v.s…
Demem o ki; haberleri farklı kaynaklardan, farklı bakış açılarıyla ve farklı etik değerler süzgecinden geçirerek doğrulamaya çalışın ki ortalama doğruya ulaşabilesiniz.
Bir de medya olarak(görüşlerime katılanları temsilen) bazı küçük taleplerimiz olacak:
Sonuç olarak medya ile ilişki tek taraflı bir süreç değildir. Gazeteci kadar haber kaynağının da bu sürecin doğasını anlaması ve katılması gerekir.
Biraz anlayış, biraz sabır ve biraz da karşılıklı saygı…
O zaman hem daha doğru haber çıkar hem de medyanın en büyük sermayesi olan güven daha da güçlenir.
Bayramlık yazı dedik ya: Ramazan Bayramınız kutlar; ağız tadıyla, gönül huzuruyla, savaşsız bir dünyada, barış ve refah içinde nice bayramlar dilerim.
“SİZ OLAYI VERİN, BİZ HABERİ…” için 2 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
13 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler
10 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler
07 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler
03 Nisan 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler
Buram buram Bilimsellik kokan bir makale . Size de bu yakışırdı dostum. Kutluyorum
Değerli Üstat Semih Özkök; sizin gibi kendine değil; kentine dönük, aydın dostlardan motivasyonumuzu alıyoruz. Sizlerden alıyoruz….