logo

UZM. PSİKOLOG DR.TUGAY YAZGAN SORDU!

Uzman Psikolog Dr. Tugay YAZGAN

Uzman Psikolog Dr. Tugay YAZGAN
tyazgan@haberhayat.net
UZM. PSİKOLOG DR.TUGAY YAZGAN SORDU!
  • Büyükbaba Paradoksu ve İnsan Zihni: Zamanda Yolculuk Aslında Neden Kendimize Yolculuktur?

Diyelim ki zamanda geriye gittiniz. Henüz doğmamış olan babanızın babasını, yani büyükbabanızı buldunuz. Bir şekilde onun çocuk sahibi olmasını engellediniz. Mantık gereği babanız doğmayacak. Babanız doğmazsa siz de doğmayacaksınız.

Ama siz doğmadıysanız, geçmişe gidip büyükbabanızın hayatına müdahale eden kişi kimdi?

İşte buna Büyükbaba Paradoksu denir.

Fizikçiler bunu zamanın doğasıyla açıklamaya çalışırken, psikoloji çok daha rahatsız edici bir soru sorar: “İnsan neden geçmişi değiştirmek ister?”

Çünkü büyükbaba paradoksu aslında bir zaman problemi değil, bir pişmanlık problemidir.

Geçmişe Gitme Arzusu: Travmanın Gizli Hayali

Psikoloji kliniklerinde insanların büyük kısmı aslında geçmişe gitmeye çalışır:

“Keşke o kişiyle evlenmeseydim.”

“Keşke o gün o telefonu açmasaydım.”

Keşke ona güvenmeseydim.”

“Keşke babam farklı biri olsaydı.”

İnsan zihni sürekli alternatif geçmişler üretir. Bu nedenle geçmişe yolculuk fikri bizi büyüler. Çünkü geçmişe gitmek; hataları düzeltmek, kayıpları geri almak ve acıları silmek anlamına gelir. Fakat burada büyük bir psikolojik tuzak vardır.

Eğer geçmişteki acıları silerseniz, bugünkü kişiliğiniz de ortadan kalkabilir. Çünkü kim olduğumuz sadece başarılarımızın değil, yaralarımızın da ürünüdür.

Büyükbaba Paradoksunun Psikolojik Karşılığı

Birçok insan hayatındaki travmaları yok etmek ister. Fakat şu soru rahatsız edicidir: Travmanızı silerseniz sizden geriye ne kalır?

Çocuklukta yaşanan ihmal…

İlk aşkın terk edişi…

İlk başarısızlık…

İlk hayal kırıklığı…

Bunlar can yakıcıdır.

Ama aynı zamanda karakterimizin mimarlarıdır.

Tıpkı büyükbabayı ortadan kaldırınca kendi varlığımızı tehlikeye atmamız gibi, geçmişimizi tamamen silmeye çalışmak da bugünkü benliğimizi ortadan kaldırabilir. Bu yüzden psikoterapinin amacı geçmişi değiştirmek değildir. Geçmişin anlamını değiştirmektir.

Zamanda İleri Gitmek Neden Bu Kadar Cazip?

Şimdi tersini düşünelim. Geleceğe gitmek mümkün olsaydı?

Çoğu insan ilk olarak şu soruları sorardı:

  • Zengin olacak mıyım?
  • Kiminle evleneceğim?
  • Ne zaman öleceğim?
  • Başarılı olacak mıyım?

Çünkü belirsizlik insan zihninin en büyük düşmanlarından biridir. Beyin, bilinmeyeni tehdit olarak algılar. Kaygının temelinde de bu vardır. Geleceği bilmek istememizin nedeni merak değil, korkudur. Belirsizliğin yarattığı gerginliği ortadan kaldırma isteğidir. Fakat psikolojik açıdan burada da bir paradoks ortaya çıkar.

Geleceği Bilmek Özgürlüğü Yok Eder mi?

Yarın başınıza gelecek her şeyi bildiğinizi düşünün.

Kiminle tanışacağınızı…

Ne zaman başarısız olacağınızı…

Hangi gün öleceğinizi…

İlk bakışta bu bilgi güç gibi görünür. Ama aslında özgürlüğü öldürebilir. Çünkü umut, bilinmeyenin içinde yaşar. Eğer her şey kesinleşirse, seçim yapmanın anlamı azalır. Hayat bir macera olmaktan çıkar, önceden okunmuş bir senaryoya dönüşür. Belki de insanın psikolojik dayanıklılığını sağlayan şey geleceği bilmemesi değil, bilmemesine rağmen yürümeye devam edebilmesidir.

İnsan Zihni Sürekli Zamanda Yolculuk Yapar

Aslında kimse zaman makinesine ihtiyaç duymaz. Çünkü zihin zaten bunu her gün yapar. Depresyonda olan kişi geçmişte yaşar. Kaygılı kişi gelecekte yaşar. Sağlıklı kişi ise şimdiyle temas kurabilir.

Depresyonun dili şöyledir:

“Keşke…”

Kaygının dili şöyledir:

“Ya olursa…”

Psikolojik iyileşmenin dili ise şudur:

“Şu anda ne oluyor?”

Belki de gerçek zaman yolculuğu budur. Beden bugün burada otururken zihnin yıllar öncesine veya yıllar sonrasına gitmesi.

Asıl Paradoks

Büyükbaba paradoksu bize geçmişe müdahalenin mantıksızlığını anlatır.

Psikolojik paradoks ise daha derindir: İnsan geçmişi değiştirmek ister ama onu değiştirse kendisi değişir. İnsan geleceği öğrenmek ister ama öğrenirse özgürlüğünü kaybedebilir. Bu yüzden belki de zamanın en büyük sırrı geçmişe ya da geleceğe gidemememiz değildir. Asıl sır, zihnimizin sürekli oralara gitmesine rağmen huzurun yalnızca şu anda bulunabilmesidir. Ve belki de insanın en büyük olgunluğu, geçmişi düzeltmekten vazgeçip ondan öğrenmek; geleceği kontrol etmeye çalışmak yerine ona hazırlanmak; sonunda da yaşamın sadece içinde bulunduğu anla kurulabildiğini fark etmektir. Çünkü bazen en tehlikeli zaman yolculuğu, yıllar öncesine gitmek değil, bugünden tamamen kopmaktır.

Paylaşın:
Etiketler:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DR. CAN CANVER TARİHE IŞIK TUTUYOR

    11 Eylül 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    EREĞLİ’NİN KAYABAŞI VE KİRMANLI MAHALLESİNDE TESCİLLENMİŞ KÜLTÜR VARLIKLARIMIZ Sur içi Ereğli’mizin bugün ayakta kalabilen sayılı eski sivil mimari örneklerini de barındıran, kentin en eski mahallesi olan Kirmanlı Mahallesi ve Kayabaşı mevkiinde yer alan kültür varlıklarımız da sevindiricidir ki; Avrupa Konseyi Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Envanteri ve Türkiye Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından tescillenerek koruma altına alınmışlardır. Dikili yokuşunun Kayabaşı’na sapan sokağın köşesinde yer alan ve halk aras...
  • DR. TUGAY YAZGAN “İYİ OLMA ZORBALIĞINI” YAZDI

    02 Eylül 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    “Pozitif düşün.” Son yılların en masum görünen ama bazen en acımasız cümlelerinden biri bu. İşini kaybedersin: “Boş ver, daha iyisi çıkar.” Sevdiğin birini kaybedersin: “Güçlü olmalısın.” İlişkin biter: “Her işte bir hayır vardır.” Ekonomik olarak zorlanırsın: “Parayı hayatına çekmeye odaklan.” Kaygılanırsın: “Olumsuz düşünme.” Tükenirsin: “Biraz şükret.” Depresif hissedersin: “Hayat güzel, olaylara biraz pozitif bak.” Bütün bunların ortak bir mesajı vardır: “Şu anda hissettiğin şey yanlış.” Problem de burada başl...
  • 3000 YILINA MEKTUP!

    19 Ağustos 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Taş Devri’ne mektup yazıp günümüz yaşantısıyla pek farkı olmadığını vurgulayınca bir umut 3000’li yıllara mektup yazmak farz oldu…Sevgili NEO-43,Sana 2026'dan yazıyorum.Evet, yanlış okumadın. Kolay değil yaklaşık bin yıl sonrasına bir mektup gönderiyorum.Muhtemelen senin zamanında mektup diye bir şey kalmadı, bu nedenle elindekine ablak ablak bakma; biz elindeki maddeye kağıt, okuduğuna da mektup diyorduk! Belki senin için “okumak”, bizim için ekmek yemek kadar eski ve ilkel bir davranıştır.Ama merak ediyorum NEO-43, siz gerçekten ilerlediniz ...
  • TAŞ DEVRİ’NE MEKTUPLAR

    14 Ağustos 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Sevgili Kovukhan,Sana bu mektubu, aradan geçen birkaç yüz bin yılın ardından yazıyorum. Evet, yanlış duymadın: Birkaç yüz bin yıl. Sen beni tanımazsın, ben de seni hiç görmedim ama seni tanıyorum. Merak etme, dünya hala dönüyor; insanlık da hala geçim derdinde.Senin de bir eşin, çocukların ve başını sokacak bir mağaran vardı. Akşam eve döndüğünde çocuklarının karnını doyurmak, eşinin güvenliğini sağlamak, ertesi gün ne yiyeceğinizi düşünmek zorundaydın. Senin hayatın zordu Kovukhan ama bizimki de pek kolay sayılmaz.Aramızdaki en büyük fark şu:...