logo

YAŞAMI DEĞERLİ KILAN ŞEYLER ÜZERİNE DÜŞÜNÜRKEN

Uzman Psikolog Dr. Tugay YAZGAN

Uzman Psikolog Dr. Tugay YAZGAN
tyazgan@haberhayat.net
YAŞAMI DEĞERLİ KILAN ŞEYLER ÜZERİNE DÜŞÜNÜRKEN

Yaşamın değerini çoğu zaman büyük kavramlarla anlatmaya çalışıyoruz. Mutluluk, başarı, anlam… Ama bu kelimeler gündelik hayata dokunmadığında, biraz havada kalıyor. Oysa yaşam, çoğunlukla küçük şeylerden oluşur. Değer dediğimiz şey, bu küçük parçaların nasıl yaşandığıyla ilgilidir.

Değerli bir yaşam; her günü dolu dolu geçirmek değil, günle temas edebilmektir. Bizi iyi hissettiren şeyler çoğu zaman iddialı etkinlikler değildir. Bir sergi gezmek kadar, aynı sokağı dikkatle yürümek de yaşamı zenginleştirebilir.

Okumak, yazmak, üretmek…
Bir şey öğrenmek ya da sadece merak etmek…
Birine yardım etmek, bir işin ucundan tutmak…
Bedenle temas kuran etkinlikler: yürümek, yüzmek, toprağa dokunmak…
Zihni besleyenler: müzik dinlemek, bir filmi sindirerek izlemek, sohbet etmek…
Bu etkinliklerin ortak noktası şudur: İnsanı şu ana getirirler.

Yaşamı değerli kılan şey, meşguliyet değil; o meşguliyet sırasında kendimizle bağımızın kopmamasıdır. İnsan tek başına anlam üreten bir varlık değildir. Yaşam kalitesi, büyük ölçüde kurduğumuz ilişkilerle şekillenir. Birlikte gülünebilen bir masa, zor bir günde atılan kısa bir mesaj, dinlenildiğini, anlaşıldığını hissettiren bir sohbet…

Bunlar “önemli olaylar” listesine girmez ama yaşamın duygusal zeminini oluşturur. Sosyal ağlar yalnızca çevremizi değil, hayata tutunma biçimimizi de belirler. Az ama güvenli ilişkiler, çok ama yüzeysel bağlardan daha besleyicidir.

Yaşamın Sonsuz Olmaması, Onu Değerli Kılar

Belki de en temel nokta burasıdır: Yaşam sonsuz değildir. Zamanın sınırlı oluşu, her anı kıymetli kılar. Ertelediğimiz şeyler, bir gün gerçekten geç olabilir. Bu farkındalık karamsar değil; aksine ayıltıcıdır. “Sonra yaparım” dediğimiz pek çok şey, aslında bugünün içindedir. Birini aramak, bir yere gitmek, bir duyguyu ifade etmek… Yaşamın geçiciliği, anı ciddiye almayı öğretir.

Yaşamı değerli kılmak, onu kusursuz hale getirmek değildir. Zorlanmalar olacak, eksikler olacak, yarım kalanlar olacak. Ama temas varsa —kendimizle, başkalarıyla, zamanla— değer de vardır.
“Hayatıma ne kadar dokunuyorum?” burada kritik soru oluyor kısacası… Yanıt çoğu zaman, günlük küçük tercihlerde gizlidir. Ve belki de yaşam, tam da bu yüzden değerlidir.

Paylaşın:
Etiketler:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TSO YENİ YÖNETİMİ / KAMPÜS BEKLENTİMİZ / POSBIYIKLAR…

    27 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    TSO YENİ YÖNETİMİ / KAMPÜS BEKLENTİSİ / POSBIYIKLAR... Kent gündemi hızla değişiyor. Seçimler yapılıyor, yeni yönetimler göreve geliyor, toplantılar düzenleniyor, açıklamalar birbirini izliyor. Biz de haberleştiriyor, kamuoyuna aktarıyoruz. Ancak gazetecilik sorumluluğumuz, açıklamaları yayımlamakla bitmiyor. Söylenenlerin, verilen sözlerin ve kent adına yönelttiğimiz soruların takipçisi olmak da gerekiyor. Bugün birbirinden farklı görünen üç konuya bu gözle bakalım. TSO’DA BALAYINDAN SONRA… Kdz. Ereğli Ticaret ve Sanayi Od...
  • ENDOPLAZMİK RETİKULUM!

    23 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Hücrelerimizin İçinde Bir Psikolog Olsaydı… İnsan, hayatı boyunca bir şeyler üretir: Düşünceler, duygular, kararlar, ilişkiler… Bazen umut üretir, bazen kaygı; bazen çözüm bulur, bazen de aynı sorunu farklı insanlarla yeniden yaşar. Üstelik bütün bunları yaparken kendi davranışlarının nasıl ortaya çıktığını çoğu zaman fark etmez. Oysa bedenimizin en küçük fabrikası olan hücreler bile üretimin nasıl bir iş birliği gerektirdiğini bilir. Peki, insanın iç dünyası bir fabrika olsaydı, kim üretir, kim kontrol eder, kim dengeyi sağlar, kim de ...
  • ZAMANA BIRAKMAK

    16 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Her şeyin bir vakti olabilir, bununla birlikte bilmenizi isterim ki birçok şey kendiliğinden çözülmez. Modern insanın en büyük yanılgılarından biri, her şeyi hemen çözmek zorunda olduğunu düşünmesidir. Bir ilişkinin geleceğini bugün bilmek, bir kaybın acısını yarın unutmak, bir kararın doğruluğundan hemen emin olmak, kırılan bir kalbi birkaç güzel cümleyle onarmak isteriz. Beklemeye tahammülümüz azaldı. Belirsizlik karşısında sabrımızı, sonuç alamadığımızda umudumuzu kaybediyoruz. Oysa hayat, aceleye getirdiğimiz kararlarla değil, za...
  • TANZİMAT DÖNEMİNDE EREĞLİ KÖMÜRLERİ-1

    13 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Kömür madeni Osmanlı İmparatorluğu’nda II. Mahmud’un padişahlığı zamanında, Ereğli’de Uzun Mehmet tarafından 1829 yılında bulunmasına karşın işletmeye Padişah Abdülmecid zamanında başlanmıştır. Kömür ocaklarının açılması ve imparatorluğun bu madenden faydalanması ancak 1841 yılında olabilmiştir. Ereğli kömür ocakları 5 Kasım 1842-30 Kasım 1845 tarihleri arasında ilk defa yerli girişimci ve sermaye ile aralarında bir grup Galata sarrafının girişimleri ile Kömür Kumpanyası adı altında birleşmiştir. Ereğli kömür ocakları bu kumpanya tarafında...