logo

CAN CANVER YAZDI: AZİZ ANDREAS VE KARADENİZ EREĞLİSİ

DR. CAN CANVER

DR. CAN CANVER
cancanver7@gmail.com
CAN CANVER YAZDI: AZİZ ANDREAS VE KARADENİZ EREĞLİSİ

Rumca ‘yiğit’ anlamına gelen Andreas, Galile bölgesindeki Betsayda’dan olup, Yunus’un oğlu ve havarilere önderlik eden Petrus’un kardeşiydi. Önceleri Vaftizci Yahya ( Yuhanna ) ’nın öğrencisi iken, onun Yeshua hakkındaki tanıklığı ve onu gösterip; ‘’işte dünyanın günahını temizleyen Tanrı kuzusu’’ demesi üzerine Mesih’i izlemeye başlamış ve onun ilk öğrencisi olmuştur. Bu nedenle Andreas’a; ‘Havarilerin ilk çağrılanı’ denmektedir.

İsa’nın öğüt ve inançlarını yayma işiyle görevlendirdiği 12 yardımcısı ve öğrencilerine havari ‘havarya’ denmektedir.

Aziz Andreas ( ö. 60-70, Patras, Akaya, yortu günü 30 Kasım ); İskoçya ve Rusya’nın koruyucu azizi ve Fener Rum Patrikhanesi’nin kurucusu olarak bilinir. Matta, Markus ve Luka İncil’llerinde Petrus ve Andreas balık avlarken, İsa’nın onları insanların hizmetine vereceğine söz vererek kendisi ile birlikte gelmelerini istediği anlatılır. Andreas, Zeytin Dağı’nda, Aziz Petrus, Yakub ve Yohanna ile birlikte İsa’dan dünyanın sonuna ilişkin işaretler göstermesini ister. Markus İncili 13’teki ahiret üzerine konuşmalar bundan esinlenmiştir. Yohanna İncili’ne göre Andreas ilk havaridir ve İsa’nın çağrısından önce Vaftizci Yahya’nın yandaşı olduğu bilinir.

Erken Bizans geleneğinde ( Yohanna İncili 1:40’a dayanarak ) Andreas’tan ‘protokletos’ ( ilk çağrılan ) olarak söz edilir. İlk kilise efsanelerinde onun Karadeniz dolaylarında ve Roma kenti ‘Herakleia’da misyonerlik yaptığı anlatılır. Ondan en çok söz eden ‘apokrita’lar arasında; ‘Andreas’ın İşleri’, ‘Andreas ve Matthias’ın İşleri’, ‘Petrus ve Andreas’ın İşleri’ vardır. Bir 4.yz. öyküsünde Andreas’ın çarmıha gerilerek öldürüldüğü anlatılır, Ortaçağ’ın sonlarına doğru yapılan eklemelerde ise bu haçın X biçiminde olduğu söylenir. Andreas, kurtarıcı İsa’nın göğe yükselmesinden sonra, pek çok ülkede müjdeyi yaymış ve Mesih uğruna acılara katlanmıştır.

Aziz Hieronymus, Andreas’ın cesedinin 357 yılında İmparator II. Constantius’un emriyle Patras’tan alınarak Konstantinopolis ( İstanbul )’e taşındığını yazar. Oradan da gövdesi 1208’de İtalya’da Amalfi’ye Aziz Andreas Kilisesi’ne, başı ise 15.yz.da Roma’ya San PietroBasilikası’na götürülmüştür. Eylül 1964’te Papa VI. Paulus, Yunanlı Ortodokslar’a karşı bir iyi niyet gösterisi olarak Andreas’ın başını Patras’a geri göndermiştir.

Aziz Andreas’ın vaazları ile, Bithynia’da 1.yz.ın sonlarına doğru kilise cemaatleri oluşmuştur. Nitekim Petrus’un 1.mektubunun giriş ayetleri bu bölgedeki cemaatlere yazıldığını dile getirir. Bu cemaatlerden biri Nikea ( İznik )’da, bir diğeri Nikomedia ( İzmit )’da ve Herakleia Pontika ( Kdz Ereğlisi ) kentinde ortaya çıkmıştır.

Kdz Ereğlisi’ne Andreas’ın geldiği ve burada Romalı Hıristiyanlar’dan bir cemaat kurduğu düşünülmektedir. Kilise tarihçisi Eusebius tarafından Origen’in bir kaydı aktarılır. Origen’in edindiği bilgiye göre Andreas, İskit bölgesi ve Karadeniz’de müjdeleme yolculukları gerçekleştirmiştir. Bilindiği gibi İskitler bütün Karadeniz kıyılarına ve Ereğli havalisine kadar yayılan bir ön Türk kavmidir. Kdz Ereğlisi’nde Kilise Mağara’da kilise izi mevcuttur. Mağara içindeki sütunlar, sütun başlıkları, mozaik döşeme ve kandil yuvaları, mağaranın 3.yz. civarında Hıristiyanlar tarafından bir gizli ibadethane olarak kullanıldığını göstermektedir. 1.ve 2.yz.da burada bir Hıristiyan cemaatinin varoluşunun güçlü bir delilidir. Marc Madrigal, 2014 yılında yayımlanan ‘Birinci Yüzyıl Anadolu Kiliseleri, Kutsal Kitap ve Arkeoloji’ adlı eserinde bu saptamaları kaydetmiştir.

Akheron vadisinde bir Hıristiyan cemaatinin varlığının bir diğer göstergesi de Ayazma Mağarası’dır. Bu mağaranın dip tarafındaki gölün suyu Ereğli’li Ortodokslar tarafından kutsal kabul edilmiştir.

Bilindiği gibi ayazma; Hz. İsa’nın vaftizinin anısına adanan su veya su kaynağıdır. Ortodokslar, bu suyu içmenin ya da vücuda sürmenin hastalık ve dertleri sona erdirdiğine inanırlar.

Genellikle bir kilisenin içinde ya da Ortodoks Hıristiyanlar için kutsal sayılan dini bir yapının yakınında yer alan ayazmalar, bir azizin ya da azizenin adıyla anılır. Dolayısıyla Ereğli’deki Ayazma Mağarası’nın adı da muhtemelen Aziz Andreas’a atfedilmiştir.

Aziz Andreas, Ortodokslar tarafından Fener Patrikhanesi’nin kurucusu olarak ileri sürülür. Ortodoks kilisesinin, tarihsel bakımdan en üstün sayılan başpiskoposluk merkezi olan Patrikhane, İstanbul’da Fener semtinde Aya Yorgi ( Hagios Georgios ) Kilisesi’nde yer almaktadır.

4.yz. sonlarından günümüze ulaşan inanışa göre, Bizans Piskoposluğu’nu Hz. İsa’nın havarilerinden Aziz Andreas kurmuştur. Andreas’ın müritlerinden Stakhys, Bizans kentinin ilk piskoposuydu ( 38-54 ). I. Constantinus ( Büyük )’un, Roma İmparatorluğu’nun başkentini Roma’dan Bizans’a taşımasından ve kente Konstantinopolis adının verilmesinden sonra buradaki kilise, başpiskoposluk düzeyine yükseltilmiştir. Bizans’ın daha önce bağlı bulunduğu Herakleia Perinthos ( Marmara Ereğlisi ) Metropolitliği de Konstantinopolis’in yetkisi alanına alındı.

Bugün İstanbul’da bulunan Kocamustafapaşa Sümbül Efendi Cami, fetihten sonra camiye çevrilmiş olan Agios Andreas Manastırı’dır. Bizans döneminde Aziz Andreas adına inşa edilmiştir. 1486’da camiye dönüştürülen camide Halvetiye Sümbüliye kolunun piri, 1493’te vefat eden Sümbül Efendi’nin türbesi de bulunmaktadır. Bu nedenle Pir Yusuf Sümbül Sinan Asitanesi olarak da anılır.

Caminin avlusunda sağda Safiye Sultan Türbesi ve Sümbüliye büyüklerinin mezarları da bulunmaktadır. Sümbül Efendi Türbesi ile şadırvan arasında korunmaya alınmış 500 yıllık selvi ve yanında da beyaz mermer sütundan tarihi çeşme bulunur.  Görüldüğü gibi bir dini yapının bünyesinde Ortodoks ve Müslüman kişiliklerinin içiçe, yanyana bulunmasında sakınca görülmemiştir.

Biz de bunu gördüğümüz ve bildiğimiz için Kdz Ereğlisi’nde inanç turizmine yönelik projeyi Ereğli Belediyesi’ne verdiğimizde, Ortodoks ve İslami ayaklarını birlikte aynı çerçeveye oturtmuştuk. Biz Aziz Andreas ve Şeyh Nasrullah Efendi’nin Ereğli’de inanç turizminin oluşturulması ve geliştirilmesinde en önemli çıkış noktaları ve tutunacağımız değerler olduğuna inanıyoruz…

Paylaşın:
Etiketler: »
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TSO YENİ YÖNETİMİ / KAMPÜS BEKLENTİMİZ / POSBIYIKLAR…

    27 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    TSO YENİ YÖNETİMİ / KAMPÜS BEKLENTİSİ / POSBIYIKLAR... Kent gündemi hızla değişiyor. Seçimler yapılıyor, yeni yönetimler göreve geliyor, toplantılar düzenleniyor, açıklamalar birbirini izliyor. Biz de haberleştiriyor, kamuoyuna aktarıyoruz. Ancak gazetecilik sorumluluğumuz, açıklamaları yayımlamakla bitmiyor. Söylenenlerin, verilen sözlerin ve kent adına yönelttiğimiz soruların takipçisi olmak da gerekiyor. Bugün birbirinden farklı görünen üç konuya bu gözle bakalım. TSO’DA BALAYINDAN SONRA… Kdz. Ereğli Ticaret ve Sanayi Od...
  • ENDOPLAZMİK RETİKULUM!

    23 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Hücrelerimizin İçinde Bir Psikolog Olsaydı… İnsan, hayatı boyunca bir şeyler üretir: Düşünceler, duygular, kararlar, ilişkiler… Bazen umut üretir, bazen kaygı; bazen çözüm bulur, bazen de aynı sorunu farklı insanlarla yeniden yaşar. Üstelik bütün bunları yaparken kendi davranışlarının nasıl ortaya çıktığını çoğu zaman fark etmez. Oysa bedenimizin en küçük fabrikası olan hücreler bile üretimin nasıl bir iş birliği gerektirdiğini bilir. Peki, insanın iç dünyası bir fabrika olsaydı, kim üretir, kim kontrol eder, kim dengeyi sağlar, kim de ...
  • ZAMANA BIRAKMAK

    16 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Her şeyin bir vakti olabilir, bununla birlikte bilmenizi isterim ki birçok şey kendiliğinden çözülmez. Modern insanın en büyük yanılgılarından biri, her şeyi hemen çözmek zorunda olduğunu düşünmesidir. Bir ilişkinin geleceğini bugün bilmek, bir kaybın acısını yarın unutmak, bir kararın doğruluğundan hemen emin olmak, kırılan bir kalbi birkaç güzel cümleyle onarmak isteriz. Beklemeye tahammülümüz azaldı. Belirsizlik karşısında sabrımızı, sonuç alamadığımızda umudumuzu kaybediyoruz. Oysa hayat, aceleye getirdiğimiz kararlarla değil, za...
  • TANZİMAT DÖNEMİNDE EREĞLİ KÖMÜRLERİ-1

    13 Ekim 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Kömür madeni Osmanlı İmparatorluğu’nda II. Mahmud’un padişahlığı zamanında, Ereğli’de Uzun Mehmet tarafından 1829 yılında bulunmasına karşın işletmeye Padişah Abdülmecid zamanında başlanmıştır. Kömür ocaklarının açılması ve imparatorluğun bu madenden faydalanması ancak 1841 yılında olabilmiştir. Ereğli kömür ocakları 5 Kasım 1842-30 Kasım 1845 tarihleri arasında ilk defa yerli girişimci ve sermaye ile aralarında bir grup Galata sarrafının girişimleri ile Kömür Kumpanyası adı altında birleşmiştir. Ereğli kömür ocakları bu kumpanya tarafında...