logo

CANVER YAZDI : BENDER EREĞLİ’DE KARANTİNA MEMURLARI

DR. CAN CANVER

DR. CAN CANVER
cancanver7@gmail.com
CANVER YAZDI : BENDER EREĞLİ’DE KARANTİNA MEMURLARI

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Deontoloji, Tıp Etiği ve Tarihi AD. Öğretim üyesi Prof. Dr. Erdem Aydın ‘’19. Yüzyılda Osmanlı Sağlık Teşkilatlanması’’ başlıklı makalesinde; ülke genelinde sağlık teşkilatlanması konusuna, belki de Osmanlı’da 18402larda kurulan Karantina Örgütü ile başlamamız gerekebilir, demektedir. Bu örgüt doğudan batıya salgın ve bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemek amacıyla, önemli ölçüde batı ülkelerinin inisiyatifiyle kuurlmuştur. Bu örgüt kapsamında ülkenin çeşitli yerlerine sağlık birim ve elemanları yerleştirilmiş olsa da anlaşılabileceği gibi bu teşkilatlanma uluslararası niteliktedir ve Karantina Örgütü’nün ülke içi hizmet üretmek kaygısı ancak dolaylı biçimdedir. Yapılanması ulusal ve kalıcı değildir.

TDV İslam Ansiklopedisi’nin Gülden Sarıyıldız tarafından yazılmış ‘Karantina’ başlıklı bölümünde; karantina kelimesinin sözlükte ‘’Yolcuların gözetim altında tutulma süresi’’ demek olan ve İtalyanca ‘’Kırk’’ anlamına gelen ‘’Quarantera’’dan gelir, denilmektedir. Osmanlı Devleti karantina usulünü uygulamaya başladığında bu kelimenin yerine daha çok ‘’Usul-ü tehaffuz’’, karantina yeri olan ‘’Lazaret’’ veya ‘’Lazaretto’’ya karşılık da ‘’Tehaffuzhane’’ tabiri kullanılmıştır. Karantina; bulaşıcı hastalıklar sebebiyle çeşitli tedbirlerin alınması ve hastalığa yakalanmış olanların tecrit edilmesidir.

Osmanlı Devleti’nde ilk karantina uygulaması; Sultan II. Mahmud döneminde, 1831 yılındaki büyük kolera salgını sırasında olmuştur. Rusya’da ortaya çıkan hastalık üzerine İngiltere, Fransa, Nemçe sefaret tercümanları Rusya’dan Osmanlı limanlarına gelecek gemilere karantina tatbik edilmesini istediler. Bunun üzerine II. Mahmud devlet ricalinden karantina konusunun müzakere edilerek uygulamaya başlanmasını emretti. Karadeniz’den İstanbul’a gelecek İslam gemilerinin Büyük liman’da, diğer devlet gemilerinin İstinye körfezinde beş gün karantina altında tutulması kararlaştırıldı. Osmanlılar’da karantia uygulaması daha sistemli olarak 1835 yılında Çanakkale’de başlandı.

Karantina konusuna önem veren II. Mahmud’un isteğiyle Meclis-i Meşveret toplandı. Ulemanın da katıldığı bu mecliste fıkıh ve fetva kitaplarına müracaat edilrek konu önce şer’i açıdan incelendi ve karantinanın caiz olduğu kabul edildi, ardından bu işin mülki ve idari yönü görüşüldü. Karantina uygulamasının caiz olduğuna dair fetva verdikten sonra, konunun incelenerek gerekli nizamların hazırlanması, karantina hakkında bilgili kişilerden meydana gelen ve haftada birkaç gün toplanacak olan bir meclise havale edildi. Karantina Meclisi’nin kuruluşu Takvim-i Vekayi’nin Nisan 1838 sayısında ilan edildi.

İstanbul’un çeşitli yerlerinde karantina noktaları kurularak faaliyete başlandı. İstanbul, Bilad-ı Selase ve Boğaziçi’nde hangi hastalıktan ve hangi milletten olursa olsun toplu ölümlerde Karantina Meclisi’ne haber verilmesi ve meclisten tezkire alınmadıkça ölülerin defnedilmemesi kurak haline getirildi.

İstanbul dışında Bursa, Trabzon, Midilli, Siroz, Çanakkale gibi pek çok yerde karantina noktaları kuruldu. Karantina uygulaması hakkında Osmanlı Devleti’nde uzman kimse bulunmadığından Avusturya’dan uzmanlar istendi. Karantina nizamnamesinin eksiksiz hazırlanabilmesi için Avrupa devletlerinde olduğu gibi yeni bilgilerle donanmış doktorlardan oluşan Meclis-i Nizamat-ı Tehaffuzıyye adında bir meclis kurulması istendi.

Sefir vekillerinin karantina meclisine dahil edilmesi umulanın aksine Osmanlı Devleti’nin aleyhine sonuçlar doğurdu. Yabancı gemilerden de karantina resmi alınmasını sağlayan Karantina Rüsumat tarifesi 1872 yılında yürürlüğe konulabildi.

Karantina Meclisi teşkilinden kısa bir süre sonra genişletildi. Karantina işlerinin daha iyi yürütülebilmesi amacıyla Lebib Efendi nazır tayin edilerek karantina nezareti müstakil olduysa da uzun süre varlığını koruyamadı ve müstakil statüsüne son verilerek diğer nezaretlere bağlı bir müdürlük halinde devam etti.

1896’da Hicaz Karantinası hariç 125 karantina noktasında 511 kişi çalışırken sıhhiye idaresi lağvedildiğinde idarede 42 doktor, 425 memur ve müstahdem çalışmaktaydı.

Kastamonu Salnamelerinde 1870-1876 yılları arasında Kadri Efendi, 1876-1905 yılları arasında da Ahmed Tayyar Efendi Kdz Ereğlisi Karantina Memuru olarak görev yapmışlardır.

Paylaşın:
Etiketler:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • KDZ EREĞLİSİ ŞEHİR MERKEZİNDE TESCİLLİ KÜLTÜR VARLIKLARIMIZ

    12 Haziran 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Avrupa Konseyi Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma envanteri ve Türkiye Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından tescillenerek koruma altına alınmış kültür varlıklarımız, Ereğli’mizin önemli zenginlikleri olarak gelecek kuşaklara aktarılmayı hak etmektedirler. Kdz Ereğli Tarih, Doğa ve Kültürünü Yaşatma Derneği’nin yazdığı Akheron Vadisi Projesi ve geçmiş dönem Zonguldak Milletvekilimiz Boray Baycık’ın, Turizm Bakanlığı nezdinde başvuru ve girişimleri sonucu 2000-2002 yıllarında yapılan kamulaştırma, temizlik, bakım ve aydınl...
  • MUTLU BİR ŞEHİR

    12 Haziran 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Charles Dickens’ın ‘’İki Şehrin Hikayesi’’ roman girişi şu cümlelerle başlar; ‘’Zamanların hem en iyisi hem de en kötüsüydü; bilgeliğin ve aptallığın çağıydı. Hem inanç hem de kuşku devriydi. Işığın da asrıydı karanlığın da. Hem umut baharıydı hem de umutsuzluk kışı. Her şeye sahiptik hiçbir şeyimiz yoktu.’’ Yaşam hakkında bugünün dünyasına dair, 167 yıl öncesinden verilen gizli mesaj, bana nasıl döndü dersiniz. Dickens edebiyatının etkili giriş cümlesinden yola çıkarak, Dünyanın en yaşanabilir şehirlerini araştırdım. Neticede rotamı Da...
  • SESSİZ SALGIN: SOSYAL İZOLASYONUN GÖRÜNMEYEN YIKIMI

    08 Haziran 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Dünya Sağlık Örgütü’nün sosyal izolasyonu ciddi sağlık riskleri arasında değerlendirmesi, aslında modern insanın uzun zamandır sessizce yaşadığı bir gerçeği görünür hale getirdi. Çünkü bugün insanlar hiç olmadığı kadar “bağlantıda”, ama bir o kadar da yalnız. Kalabalıkların içinde büyüyen bu yalnızlık hali, artık sadece duygusal bir mesele değil; psikolojik ve fiziksel sağlığı tehdit eden küresel bir risk olarak karşımızda duruyor. İnsan zihni ilişkiyle gelişir. Güvende hissetmek, anlaşılmak, bir yere ait olmak; ruh sağlığının temel ihtiyaç...
  • CANVER YAZDI: KSENEPHON VE ONBİNLERİN DÖNÜŞÜ

    25 Mayıs 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Ksenephon ( d. MÖ 431-ö. MÖ 350’den kısa bir süre önce ), Attika’lı bir Yunan tarihçisi olup Anabasis ( Onbinlerin Dönüşü ) adlı yapıtıyla tanınır. Anlatım biçiminden dolayı Antik Çağ’da çok tutulan bu eser, Latin edebiyatı üzerinde de büyük bir etki bırakmıştır. Varlıklı bir Atinalı aileden gelen Ksenephon, Atina ve Sparta arasındaki Peleponnessos Savaşı ( MÖ 431-404 )’nın karışık ortamında yetişmiştir. Sokrates’in yanında öğrenim gördü. Dolayısıyla aşırı demokratik yönetime karşı eleştirel bir tutum takındı. MÖ 401’de Atina’da demokrasini...