logo

CANVER YAZDI: “KDZ EREĞLİSİ’NİN DOĞAL ZENGİNLİKLERİ”

DR. CAN CANVER

DR. CAN CANVER
cancanver7@gmail.com
CANVER YAZDI: “KDZ EREĞLİSİ’NİN DOĞAL ZENGİNLİKLERİ”

dz Ereğli’miz hep söylenegelen ekoturizm alanında birçok değere sahip… Ancak maalesef birçok Ereğli’li buraları görmediği gibi bilmiyor da… Ereğli’nin bu doğal zenginliklerini keşfedebilmemiz ve değerlerini anlayabilmemiz için, kim organize edecekse; resmi kurum veya kuruluşlar, sivil toplum örgütleri, yakın yerler gezileri düzenleyerek Ereğli yaşayanlarını buralarla buluşturmalıdır… Ara ara Kdz Ereğli Tarih, Doğa ve Kültürünü Yaşatma Derneği’nin gerçekleştirdiği gibi… Biz ise köşemizden bu değerleri hemşehrilerimize hatırlatmak görevini yerine getirmeye çalışacağız…

*İNÖNÜ MAĞARASI : Bu mağarada Bülent Ecevit Üniversitesi, Ereğli Müze Müdürlüğü ve Kdz Ereğli Belediyesi’nin katkıları ile düzenlenen kazı çalışmalarında MÖ 5000-3000 yılları arasına ait kalıntılar bulundu. BEÜ Arkeoloji Bölümü öğretim görevlisi ve öğrencilerinden oluşan 17 kişilik ekip Kdz Ereğli ilçesine bağlı alkacabük köyü İndere mevkiinde bulunan 6 ayrı mağaranın bulunduğu alanda Yrd Doç. Dr. Hamza Erkmen öncülüğünde kazı çalışması başlatıldı.

Herakleia Pontika yüzey araştırması sırasında İnönü Mağarası ziyaret edildi ve mağaranın yüzeyinden toplanan seramikler, kemik buluntuları ve diğer objeler burada Geç Kalkolitik Çağ’a kadar uzanan yaşamın izlerini bize gösterdi. Bölgede benzer nitelikte en az 6 mağara keşfedildi. Bütün mağaralar özellikleri dikkate alındığında İnönü Mağarası’nın bölgedeki bir merkez yerleşim yeri olabileceği kanaatine varıldı.

Kazı ekibi başkanı şunları söylüyor: ‘’Mağarada Geç Kalkolitik Çağ’a kadar uzanan bir yaşam izi var. Devamında erken Türk Çağı’nda mağara yerleşim görmüş ve bir süre terk edildikten sonra Ortaçağ’da olduğu düşünülen bir yerleşim yeri daha görmüştür. Sonrasında ise yakın köylüler burayı ahır olarak kullanmışlar. Kalkolitik Çağ’da yaşayan toplumun bilhassa küçükbaş hayvancılık ekonomisine dayalı bir yaşam biçimi geliştirdiği, buna bağlı olarak tekstil üretimi, çok sayıda ahşap buluntu bunu göstermektedir. Yine küçükbaş hayvan endüstrisine bağlı olarak mandıracılık faaliyetini gösteren obje, kemikten yapılmış çok sayıda obje, kemik üretiminde de etkin olduklarını gösteriyor. Yine bu ekonominin sürdürülebilmesi için gerekli olan alet edevatı ifade eden çok sayıda bulgu ve buluntuyla karşılaşılmıştır.”

*ASLAN ÇEŞMESİ : Çeşmeyi, 1955 yılında Zonguldak-Ereğli karayolu inşa ihalesini alan müteahhit, annesi Samiye Alemdar adına yaptırmıştır. Karayolu hizmete açıldıktan sonra buraya Aslan Çeşmesi Dinlenme Tesisi kurulmuştur. Ereğli’ye 20 km mesafede Terzi köyü sınırları içerisinde olan ve her Zonguldak’lının  bu güzergahtan seyahati sırasında mola verdiği, Amerikalı Ekrem ( Amerikalı lakaplı eski araba tamir ustası )’ın çalıştırdığı ünlü bir çeşmedir. Çeşmenin adı; sarı bronzdan yapılmış aslan figürünün ağzından boşalan sudan dolayı Aslan Çeşmesi olarak kalmıştır. Mola veren yolcuların yaz sıcaklarında buz gibi akan sudan, zincirle çeşme duvarına bağlanmış metal maşrapayla kana kana su içmeleri daha hala hafızalardaki tazeliğini korumaktadır. 1980’li yıllardan sonra ne aslan figürlü musluk, ne de yanındaki tesisten eser kaldı…

*KIZLAR DERESİ : Kızlar Deresi, 1900’lü yılların başlarında Kdz Ereğlisi’nden 45 km. uzaklıkta bulunan Güneşli beldesi ile Devrek arasında kalan Armutlucuma’ya bağlı bir mevkidir. Burada geçen efsanenin kahramanları üç genç kızdır. O dönemlerde bölgede Rum asıllı bir değirmenci yaşamış. Bu kişi değirmeni vasıtasıyla Türk köylülerinin kumanya ve un ihtiyaçlarını karşılamaktaymış. Bu dönemde Osmanlı devleti sınırları içinde başlatılan Türk’leştirme çalışmaları nedeniyle Orta Asya’dan Anadolu’ya üç Türk soyu göç ediyor.

Bu üç soydan biri Konya’ya, diğeri Sinop’a ve sonuncusu da Ereğli’ye yerleştiriliyor. Her birinin ünvanları Çaylıoğlu olan bu gruplar, gittikleri ve yerleştikleri her yerde aynı ünvanla tanınıyor ve yaşıyorlar. Efsaneye göre bu Türk grupların kumanya ve erzak ihtiyaçlarını karşılayan Rum değirmenci bir gün, bir köylü ile girdiği tartışmanın ardından bağıra bağıra; ‘’Bu Türkler’i orakla biçeceğim’’ diyerek söylenir. Rum değirmencinin söylediklerini duyan bir Türk köylüsü duyduklarını diğer köylüler ile paylaşır ve köylüler arasında Rum değirmencinin öldürülmesi kararı alınır. İşte Kızlar Deresi efsanesi buradan başlar. Köylülerin erzak ihtiyaçları için haftanın belirli günleri at kervanı ile Kozlu’ya giden Rum değirmenciyi, yolculuğunun birinde pusuya düşürüp öldürürler. Babalarının Türk köylüleri tarafından öldürüldüğünü öğrenen değirmencinin üç kızı, sıranın kendilerine de geleceğini düşünerek alabildikleri kadar erzak alıp dağa çıkarlar. Ölüm korkusu ile dağa çıkan kızların yaşam mücadelesi erzaklarının bitmesi ile eşkıya olmak zorunda kalmaları ile yeni bir boyut kazanır. Kervan yolu olarak bilinen Ereğli-Devrek yolu arasında efsanenin yaşandığı yerde yol kesmeye, adam soymaya başlayan kızların namı tüm bölgeye yayılır.

Kervan yolu olan Kızlar deresi artık eşrafın korkulu rüyası haline gelir. Namları kısa sürede tüm bölgeye yayılan kızların oluşturduğu eşkıya çetesi gücüne her gün yeni bir güç katarak kısa zamanda 40-50 kişilik çete haline gelir. Ancak çetenin başında bulunan üç kişinin kız olduklarını çete mensupları bilmez. Kurdukları çete ile adeta terör estiren eşkıyayı yok etmek için dönemin ünlü eşkıyalarından biri olan Devrekli Muharrem’den bile destek istenir ancak çete bir türlü çökertilemez. Hatta rivayete göre Çaylıoğlu Jandarma Komutanlığı’nın bu çete ile mücadele için kurulduğu söylenir.

Her geçen gün güçlerine güç katarak çoğalan eşkıya çetesi artık vatandaşların ve eşrafın korkulu rüyası olmuştur. Ancak kızların büyüsü bir gün bozulur ve eşkıyalardan biri çetenin başındakilerin kız olduğunu anlar. Eşkıyalar arasında çatışma çıkar, çatışmada üç kız hayatını kaybederken çetenin diğer üyelerinden de büyük kayıp yaşanır. Çete dağılır, üç kızkardeş öldükleri yere gömülür.

*GÖLEVİÇ ŞELALESİ VE MAĞARASI : Bu mağarada bir duvar resmi olduğu kayıtlarda yazılı ama duvar resminden eser yok. Köylüler tarafından ahır olarak kullanıldığı için maalesef resim yok edilmiş.

*GELBEYİT ÇAYI : Aydınlar köyüyle Subaşı arasında, Gelbeyit Çayı’nın kenarına Midilli Park kurulu. Maymundan sülüne, midilliden köpek cinslerine kadar birçok hayvan türünün barındığı, ağaçlar altında püfür püfür esen bir kır piknik alanı… Buraya gidilirken ünlü Tavuk Virajı yeni yolun kenarında mahzun duruyor…

*FETİH ÇINARLARI : Fetih çınarları, Ereğli’ye, Fatih Sultan Mehmet’in fermanıyla, İstanbul’un fethinin ardından dikilmiştir. Bu sekiz çınar Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından tescillenmiş ve koruma altına alınmıştır. Bu hesaba göre 500 yaşını çoktan devirmiş, gölgeleri caddelerin, yapıların, denizin üzerine sarkan uzun, heybetli kollarına, dallarına rağmen inanılmaz derecede nazik bir türdür; yeterince rüzgar almaz, kabuğunu dökerek yenilenmezse hastalanır, bakılmazsa ölür.

Paylaşın:
Etiketler:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • PİNOKYO’NUN BURNU, BİZİM HAYATIMIZ!

    28 Temmuz 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Çocukken Pinokyo'nun burnunun her yalan söylediğinde uzamasına şaşırırdık. Bugün ise dönüp etrafımıza baktığımızda, burnu uzamayan binlerce Pinokyo'nun arasında yaşadığımızı fark ediyoruz. Modern insanın en büyük başarısı, gerçeği saklamayı becerebilmesidir. En büyük trajedisi ise, bunu önce başkalarına, sonra da kendisine yapmasıdır. Artık yalan sadece ağızdan çıkan bir cümle değil, sosyal medyada "mutluyum" diye paylaşılan fotoğraflar, hiç bitmeyen başarı hikayeleri, kusursuz görünen ilişkiler, gösterişli yaşamlar… Bunların önemli bir ...
  • DR. TUGAY YAZGAN, GÜNCEL KONU ‘SINAVLARI’ ELE ALDI

    21 Temmuz 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Bir Milletin Karnesi: Çocuklarımız mı Kaybediyor, Yoksa Geleceğimiz mi? Her yıl aynı manzarayı yaşıyoruz. Milyonlarca öğrenci aylarca, hatta yıllarca hazırlanıyor. Evlerde sessizlik hakim oluyor, özel dersler, kurslar, deneme sınavları birbirini takip ediyor. Sonra birkaç saatlik sınavın ardından milyonlarca hayalin kaderi açıklanan sonuçlarla yeniden şekilleniyor.Ancak bu sonuçlar yalnızca öğrencilerin başarısını göstermiyor. Onlar aynı zamanda bir ülkenin eğitim sisteminin, aile yapısının ve toplumsal önceliklerinin de aynası oluyor ve bu...
  • TÜKETEN İNSAN, TÜKENEN İNSAN: DOYUMSUZLUĞUN PSİKOLOJİSİ

    16 Temmuz 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Bir zamanlar insanlar ihtiyaçlarını karşılamak için üretirdi. Bugün ise çoğu zaman ihtiyaçlarını değil, eksiklik duygularını satın almaya çalışıyor. Evler büyüyor, dolaplar doluyor, telefonlar yenileniyor, otomobiller değişiyor fakat insanın içindeki boşluk aynı hızla büyümeye devam ediyor. Çünkü modern insan artık nesneleri tüketmiyor; çoğu zaman tükettiği şey, kendi huzuru oluyor. Schopenhauer: "Hayat, istek ile can sıkıntısı arasında gidip gelen bir sarkaçtır." Der. Gerçekten de insanın psikolojisi bu sarkaçtan çok farklı işlemiyor. ...
  • GÜNÜMÜZÜN EN ÖNEMLİ DEĞERİ: İNSAN KALABİLMEK

    13 Temmuz 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Teknoloji ilerledi, şehirler büyüdü, bilgiye ulaşmak saniyeler sürüyor. Yapay zeka artık yalnızca sorularımıza cevap vermiyor; metin yazıyor, resim çiziyor, karar süreçlerine ortak oluyor. Buna rağmen çağımızın en büyük sorunu bilgi eksikliği değil; insan eksikliği.Çünkü insan olmak ile insan kalabilmek aynı şey değil! Doğmak bizi biyolojik olarak insan yapar ancak vicdanlı olmak, merhamet göstermek, adalet duygusunu korumak, başkasının acısını hissedebilmek ve gerektiğinde kendi çıkarından vazgeçebilmek bizi gerçekten "insan" yapan özellik...