logo

TARİHİ DEVİRLERDE KDZ EREĞLİSİ VE YÖRESİ

DR. CAN CANVER

DR. CAN CANVER
cancanver7@gmail.com
TARİHİ DEVİRLERDE KDZ EREĞLİSİ VE YÖRESİ

Zonguldak bölgesinin yakın komşularında Hitit yerleşmelerinin varlığı bilinirken yapılan araştırmalar sonucunda bölgede Hitit dönemine ait hiçbir arkeolojik malzemeye rastanılmamıştır. Bu durum bölgede çözülmesi gereken büyük bir problemdir. Ancak bölgede sistemli arkeolojik kazıların yapılmaması-Yassıkaya ve yapılan kazıları da bölgede Tieion antik kenti kazısının yeni başlaması hariç-bu sorunun çözülmesini zorlaştırmaktadır.

Bölgenin bir diğer problemi ise Hitit çivi yazılı belgelerden bilinen Pala-Tummana Eyaleti’nin batı sınırlarının Zonguldak sınırları içine kadar sokulup Hitit varlığının yöreye girip girmemesidir. Bilindiği gibi Pala ülkesi Kızılırmak’ın doğusunda, Tummana ise Kastamonu ve Çankırı illeri sınırları içinde bulunmaktaydı.

Grekler’in, Karadeniz’e ilk olarak ne zaman geldikleri sorusu da henüz kesin olarak yanıtlanabilmiş değildir. Ancak Karadeniz’in Grekler tarafından ‘sert, konuksever olmayan anlamında Euxine’ bir deniz olarak nitelendirildiği bilinmektedir. Ayrıca Mykenler’in, Çanakkale ve İstanbul boğazlarındaki akıntıları aşıp Karadeniz’e açılacak kadar gemi bilgisine sahip olmadıkları düşünülmektedir.

Karadeniz’deki Grek kolonizasyonu hakkındaki öncelikli kanıtları arkeolojik buluntular oluşturmaktadır. Ancak yörede yapılan çalışmaların sınırlı oluşu istenilen bilgilerin elde edilmesini güçleştirmektedir.

Antik metinler de bir diğer bilgi kaynağını oluşturmaktadır. Antik kaynaklara bakıldığında, Homeros’un, Troia’nın müttefiklerini saydığı kısımda verdiği bilgiler Batı Karadeniz sahilleri ile ilgilidir. Homeros’un sözünü ettiği kent, halk ve nehirlerin Batı karadeniz’in sahil kesiminde oluşu Grekler’in, Arkaik Çağ’da Karadeniz’i tanıdıkları hususunun edebi kanıtı sayılabilir. Hesiodos ( MÖ VII.yz. )’un ‘Theogonia’sında yine bölgede yer alan nehir adlarına rastlanılmaktadır. Ancak ‘Büyük Kolonizasyon Dönemi’nin ikinci evresinde ( MÖ 650-550 ) Karadeniz yoğun bir kolonizasyona sahne olur. Grek kolonilerinin arkaik ve Klasik Çağlar’da yerel olarak tam Akdeniz Havzası’na yayıldığı bilinir. Hatta bu devirlerde Aigaios ( Ege )’da ve Propontis ( Marmara )’te pek çok koloni kentleri kurulmuştur.

Bir kent halkının tarımsal veya ticari faaliyetlerde bulunmak amacıyla giriştiği kolonizasyon hareketlerinin başlamasının ana unsurları arasında : 1-Tarımsal faaliyetler, 2-ticari nitelikler, 3-Kıtlık, düşman tarafından bozguna uğratılma, 4-Siyasi dengesizlik, komşularıyla geçimsizlik ve yoğun nüfus artışı,5-Maden yataklarına sahip olma, 6-Üretilen mallara Pazar bulma gerekliliği, sayılabilir.

Şüphesiz İon kolonizasyonunun nedenleri arasında; kurulan İon koloni kentlerinin geniş, verimli arazilere ve uygun coğrafik mevkiye sahip oluşu, bu kolonizasyonun oluş sebebini herhalde açıklayacaktır. Bununla birlikte gemicilikteki yenilikler, kolonizasyon hareketinin ortaya çıkıp gelişimini olumlu yönde etkilemiştir. MÖ 705’lerde Korinth, yeni savaş gemisi çeşitleri inşa edip, kolonizasyon hareketinde Yunanistan ve Sicilya’daki üstünlüğü ele geçirmesi üzerine, kolonizasyona kıta Yunanistan’ından sonra başlayan ve ellerinde ‘tireme’ türü gemiler bulunan Miletos’lulara, kuzeye Karadeniz’e yönelmekten başka çare kalmıyordu. Ayrıca MÖ VI.yz.ın başlarında Lydia baskısı ve İonia’nın verimli topraklarını ele geçirmesi, Miletos’un büyük çaplı bir göç hareketine girişerek Karadeniz’de yeni koloniler kurmasının bir diğer nedenlerindendir. Persler’in Anadolu’ya gelip MÖ 494’te Miletos’uyakp yıkmaları, yeni kolonilerin kurulma sebebini oluşturdu ve İon kolonilerinin son dalgası MÖ V.yz.ın başlarında kuruldu. Dolayısıyla Karadeniz’de MÖ 560 yılından önceki kolonilerin hemen tümü Miletos’lular tarafından kurulmuştur.

Strabon, ilk İon kolonistlerin Karadeniz’de pek de hoş karşılanmadıklarını haber vermekte ve bölgenin yerli halkının vahşiliğini tasvir etmektedir. Bununla birlikte Grekler’in Karadeniz’de ilk kurdukları yerleşmelerde arkeolojik olarak herhangi bir çatışma izine rastlanılmamıştır. Buradan Grekler’in Arkaik Çağ boyunca kolonize ettikleri bölgelerde yerli halk ile iyi geçinmeye büyük özen gösterdiklerini söyleyebiliriz.

MÖ VII.yz boyunca Karadeniz’in kentleri Miletos’lular tarafından kolonize edilmeye başlandı. Onların ardından kolonizasyon hareketi diğer Grek kentleri; Sparta, Korinth ve Megara’ya da nüfuz etti. MÖ VI.yz.ın ortalarında Megara’lılar ve Boiotia’lılar, MÖ 560’da Herakleia’yı kurdular. Buradaki yerli Mariadynler’i köleleştirdiler. Ancak hiçbir Mariadyn kendi toprakları dışında köle olarak satılmamıştır.

Kolonistlerin Karadeniz’de ilk kurdukları kentler küçük ve koruyucu surlardan yoksundu. Kendilerine yetecek kadar bir toprak parçası ve güvenli savunması, kolay bir liman, kolonilerin kurulmasında aranacak özelliklerdi. Bu nedenle küçük adalar, yarımada boyunları ve nehir deltaları tercih edilmiştir. Dolayısıyla kolonizasyon için seçilen kentlerden Sinope ve Herakleia doğal, korunaklı bir limana sahiptir. Ayrıca Herakleia kentinin doğusuna doğru uzanan Kdz Ereğlisi Ovası ile daha güneyde yer alan Düzce Ovası’nın tarımsal faaliyetler açısından çok elverişli olması da kentin tercih edilmesinde önemli bir sebeptir. Ayrıca Herakleia ve Teion’da dağların sahil kesiminin hemen ardından yükselmesi yanında ekonomik olarak da bu bölgedeki madenler, tahıl kaynakları, kereste, balık ve köle ihtiyacı gibi sebepler de sayılabilir.

MÖ 560’lardan itibaren İonlar’ın Karadeniz’deki etkilerinin azaldığı görülmektedir. Bu durumun sebeplerinden birisi Megara’lıların kolonizasyon hareketine başlamasıdır. Boğazı tutan Megara, İonlar’ın Karadeniz’e açılmasını engelleyici bir rol oynamıştır. Bir diğer unsur; Persler’in baskısıyla zayıflayan İonlar’ın Karadeniz’de etkinliğinin azalmasıyla birlikte, MÖ VI.yz.dan itibaren Atina, Karadeniz pazarına girmeye başlamıştır. Atina’lıların kuzeye yönelmesinin en önemli sebebi ise Pontik sahadaki tahıl kaynakları olmalıdır.

İonlar’ın zayıflamasını fırsat bilen Herakleia büyük bir gelişme göstererek MÖ V.yz.ın son çeyreğinde İonlar’ı kentten çıkararak Krimea ( Kırım )’da Khersonesos ( MÖ 420 ), sonra Mangalia ( Romanya’da Kallatis’te ) koloni kurdu.

Kolonilerde tarım başlıca ekonomik aktiviteydi. Grekler kentlerde ‘chorai’ denen tarımsal topraklar kurdular. Söz konusu toprakların hacimleri çeşitlidir. Başlangıçta küçük olan tarım alanları yeni kolonizatörlerin gelişleriyle birlikte genişledi. Bu geniş arazi küçük parsellere ayrılarak bağ ve meyve ağacı yetiştiriciliği için kullanıldı. Grek kentlerinde ticaret ekonomik aktivitelerin başında gelmekteydi. Amphora ve çömlekler yapılan ticarette Pontik Grek kentlerinde ele geçen arkeolojik buluntular Klasik Çağ’da Atina çömlekçiliğinin hakim konumda olduğunu göstermektedir. Metalurji ve tekstil üretimi de Grekler’in kolonilerdeki ekonomik uğraşılarındandır. Tüccarlar Ege’den zeytinyağı, şarap, tekstil ve seramik ürünlerini alıyorlardı. Bu ürünleri kolonilerde tahıl, köle, hayvan derileri ve bal ile takas ediyorlardı. Ticareti yapılanlar arasında köle ticareti de mevcuttur. Ancak Pontik bölgeden Yunanistan anakarasına köle götürüldüğüne dair bir kayıt mevcut değildir.

Paylaşın:
Etiketler:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TÜRKİYE’DE GELECEK KAYGISI VE SESSİZ STRES

    19 Mart 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Bir toplumun en büyük yorgunluğu ekonomik kriz değildir; geleceği planlayamama halidir. Çünkü insan, belirsizliğe değil; öngörülebilirliğe yaslanır. Türkiye’de son yıllarda artan hayat pahalılığı, iş güvencesi kaygısı ve sosyal kutuplaşma; sadece cüzdanları değil, zihinleri de zorlayan bir tablo ortaya koyuyor. Ekonomik Baskı: Rakamların Ötesinde Bir Psikoloji Resmi verilere göre Türkiye’de yüksek enflasyon uzun süredir hane halkı bütçelerini zorlayan temel faktörlerden biri. Enflasyon arttığında sadece kazançlar değil, gelecek planları ...
  • ÇALIŞMA HAYATINDA SOSYAL EROZYON VE GÖÇ

    17 Mart 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Değerli Haber Hayat okurları, Yazı dizimizin ilk bölümlerinde Ereğli’nin ekonomik gücünden ve yaşlanan nüfusumuzdan bahsetmiştik. Bugün ise madalyonun en can yakan yüzüne; yani gençlerimizi bu topraklardan koparan "sosyal erozyona" ve çalışma hayatımızdaki değişime odaklanıyoruz. Hazırladığım "TR81 Bölgesel Yaşam Endeksi Raporu"ndaki en sarsıcı veri şu: 2015 yılında Zonguldak, Türkiye’de "Çalışma Hayatı Endeksi"nde ilk sıralarda, adeta zirvedeydi. Peki, ne oldu da 2025 yılına geldiğimizde aynı şehir "Çalışma Hayatından Memnuniyetsizl...
  • SİZ OLAYI VERİN, BİZ HABERİ…

    17 Mart 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Haber kaynağından okura kadar herkesin içinde olduğu medya ilişkileri üzerine; teoriden ve pratikten gelen deneyimleri, küçük uyarılar ve birkaç dostane tavsiye ile "bayramlık yazı" kıvamında paylaşmak istedim. Günümüz dijital dünyasında medya ile ilişkisi olmayan neredeyse yok. Ekonomiden siyasete, magazinden bilime kadar her alan bir şekilde medya aracılığıyla görünür oluyor. Medya olarak bazen gündemi olduğu gibi aktarıyoruz, kimi zaman belirliyoruz, bazen de yorumlarımızla gündemi değerlendiriyor; eleştiriyor ya da alkışlıyoruz. ...
  • SAVAŞIN DEĞİŞEN YÜZÜ: CEPHEDEN ZİHİNLERE

    13 Mart 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Savaş eskiden belirli bir coğrafyaya sıkışmıştı. Cephe vardı, cephe gerisi vardı… Kurşunların ve bombaların menzili belliydi. Bu yüzden savaşın psikolojik ve fiziksel etkileri de çoğunlukla o sınırların içinde kalıyordu. Ancak modern savaşlar artık sadece askerlerin karşı karşıya geldiği bir cephe mücadelesi değil; toplumların tamamını etkileyen geniş bir psikolojik alan haline geldi.Bunun en çarpıcı göstergelerinden biri sivil kayıplarındaki artıştır. I. Dünya Savaşı sırasında ölenlerin yaklaşık %30’u sivildi. Cepheler belirgindi ve s...