
Karadeniz Ereğli sahilinde yer alan “Aşkım Ereğli” temalı pano, kente gelenlerin objektifine ilk takılan, yerel hafızaya en hızlı dokunan simgelerden biri.
Şüphesiz Başkan Posbıyık slogan siyasetini seviyor ve kulağa hoş gelen üretimlerini her yerde söylemek/görmek istiyor: Güneşin Sarısı, Denizin Mavisi, Ormanın Yeşili tekerlemesi… Aşkım Ereğli… Sevgi, Barış, Dostluk selamlaması bunlardan sadece birkaçı… Bu soyut vurgular dünyanın her tarafında her kent için, sosyal yapı için kıymetlidir, buna şüphe yok.
Ancak ateş düştüğü yeri yakıyor; Mesele Karadeniz Ereğli olunca, bu sembolün kentin hikâyesini anlatmakta eksik kaldığını söylemek gerekiyor.
Çünkü Ereğli, Uzun Mehmet’in bulduğu taşkömürüyle, Coğrafi İşaretli Osmanlı çileğiyle, çeliğin sanayileştirme gücüyle ve mitolojik Herakles’in mirasıyla anılan çok katmanlı bir kent. Hatta çınarları, Gazi Alemdar Gemisi, elpek bezi, kaleleri ile…
Bugünkü pano, tüm zamanların evrensel duygusunu yani ‘AŞK’ı anlatıyor; fakat yerel kimliğe-altta kaybolan yazı hariç- hiç vurgu yok! Hatta aynı yazının altına “Ah a benim söm söm yârim” yazsak bile biraz yerelleşirdi!
Turizm çağında şehirler artık yalnızca güzel görünmekle yetinmiyor; kendini anlatabilen kentler öne çıkıyor. Ereğli’nin elinde ise birçok güçlü marka unsurları var.
Sahilin en görünür noktasındaki bir tanıtım panosunun bu unsurları dışarıda bırakması, Ereğli’nin turizm dili açısından kaçırılmış bir fırsat olarak değerlendiriyorum.
İşin en güzel tarafı şu: Yeni bir hikâye icat etmeye hiç gerek yok. Çilek zaten form olarak kalbi andırıyor. Yani Posbıyık’ın mevcut “aşk” teması ile yerel değerler arasında doğal bir köprü kurmak mümkün. Buna; Herakles’in güç ve kahramanlık vurgusu, taşkömürün enerjisi ile şekillenen çeliğin sağlamlık ve gelişmişlik, sanayi mesajı eklendiğinde ortaya yalnızca estetik değil, anlam yüklü bir kent vitrini çıkacaktır. Kahraman Alemdar ise bu tabloda yer almak, tüm azameti ile gurur ve onurla mevcut yerinde olmak isteyecektir.
Bugün sahile gelen birçok ziyaretçi AŞKIM EREĞLİ yazan o panonun önünde fotoğraf çektiriyor. Yani orası aslında Ereğli’nin: açık hava kartviziti, sosyal medya vitrini ve turizm davetiyesi…
Sevimli bir hali olduğunu kabul ediyorum ama tekâmül gerekiyor. Burada kentle ilgili bir merak uyanmıyor, soru sordurmuyor, organik bağlantı kurulamıyor.
Hal böyleyken, bu alanın Ereğli’nin özet marka değerlerini birlikte anlatan bir kompozisyona dönüştürülmesi, kentimizin tanıtımına önemli bir katma değer sağlayacaktır.
Yani Ereğli’nin büyük imzaları aynı sahnede buluşturulmalı.
Sahil bandındaki “Aşkım Ereğli” panosu; yalnızca duyguyu değil, bu kentin, hikayesini ve karakterini de anlatan bir yapıya kavuştuğunda; inanıyorum ki Ereğli kendi hikâyesini daha gür sesle anlatacaktır, daha farkındalık yaratacaktır, daha kazançlı çıkacaktır.
Ben gördüğünüz gibi naçizane acemice bir taslak çalışma yaptırdım (tarih, sevgi ve sanayi’yi betimledim) ve sihirli dokunuşlarla geliştirilebileceğini düşünüyorum.
Hep söylerim: Turizm Kazandırır.
Hem sonra; “aşkı, sevgiyi, barışı, dostluğu” samimiyette aramak gerekiyor, sloganlarda, panolarda değil. Allah vergisi güzelim coğrafyamızda “samimiyet” en önemli ihtiyacımız aslında!
Yaklaşan TOBB/TSO Organ seçimlerini, bayramdan sonra değerlendirmek üzere, en samimi duygularımla tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü Ereğli Çileği tadında kutlarım.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
06 Mart 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler
05 Mart 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler
28 Şubat 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler
26 Şubat 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler