logo

TANZİMAT SONRASI KDZ. EREĞLİSİ ORMAN TEŞKİLATI ÇALIŞANLARI

DR. CAN CANVER

DR. CAN CANVER
cancanver7@gmail.com
TANZİMAT SONRASI KDZ. EREĞLİSİ ORMAN TEŞKİLATI ÇALIŞANLARI

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğretim görevlisi Özkan Keskin, İstanbul Üniversitesi’nin 2010 yılında yayınlanan ‘’Journal of the Faculty of Forestry’’ dergisinin 60. Sayısında yayınlanan ‘’Osmanlı Ormancılığında Kanunlaştırma Hareketleri ve Yabancı Uzmanların Bu Alandaki Etkileri’’ başlıklı makalesinde; ormanlar, Tanzimat Fermanı’nda bahsedilen ve devletin daha verimli kullanacağına yönelik vaatlerde bulunduğu gelir kaynaklarından biri olarak kabul edilmiştir, demektedir.

Ormanların yeniden yapılandırılması amacıyla 18 Ağustos 1840’ta Ticaret Nezareti’ne bağlı olarak Orman Müdürlüğü kurulmuştur. Bu düzenlemeyle vilayetlerde istihdam edilen korucuların ormanları usulsüz kesimlere ve yangınlara karşı korumalarına ve özellikle yangın söndürme işleri sırasında çobanlardan ve bölgede bulunan köy halkından yardım alabilmelerine imkan verilmiştir. Gece gündüz devriye gezen korucular, idarelerine bırakılan ormanlık bölgenin durumunu gösteren birer defter tutmuşlardır.

Ancak Tanzimat’ın getirdiği yeniliklere uyum sağlayamayanların ve ormanlardan vergi vermeden istifadeyi alışkanlık haline getirenlerin yarattığı sorunlar yeni düzenlemenin aksamasına neden olmuştur. Ayrıca tayin edilen orman müdürlerinin yeteri kadar maaş alamadıklarını bahane ederek halktan yasal olmayan taleplerde bulunmaları da layıhanın tatbikini zorlaştırmıştır. Bu sebeple Orman Müdürlüklerinin kaldırılmasına karar verilmiştir.

Tanzimat döneminde yaşanan tecrübeden sonra, ormanların yeni bir kurumsal yapıya kavuşturularak, daha verimli şekilde idaresini öngören plan Kırım Savaşı’ndan sonra uygulamaya konmuştur. Ancak Osmanlı Devleti’nde ormancılık biliminden anlayan teknik personel yoktu. Bu nedenle Osmanlı İmparatorluğu’nda orman varlığının envanterini hazırlamak üzere Kırım Savaşı’ndan sonra Fransa’dan üç grup halinde orman mühendisleri getirildi.

Kısa bir çalışma döneminden sonra ana hatlarını Fransız Mühendis Tassy’nin çizdiği iki ayrı belge kaleme alınmıştır. 1870 Orman Nizamnamesi’nin de temelini oluşturan 28 Kasım 1862 Orman Layıhası, kasaba ve köylere mahsus baltalıklar ve Cibal-i Mubaha dışında kalan devlete ait ormanları kapsamıştır. Layıha ile ormanların idaresi Ticaret Nezareti’ne bağlı Meclis-i Ma’abir’e verildi. Görev yapacak personel orman müfettişleri, atlı bekçiler ve yaya bekçiler olmak üzere üç sınıfa ayrılmış ve orman müfettişleri Orman Mektebi mezunlarından tayin edilmişlerdir.

Bekçiler görevli bulundukları ormanda ikamet edecek ve yaklaşık 8000 dönüm ormanlık araziden sorumlu olacakalrdır. Kesilecek ağaçlar orman müfettişleri, atlı ve yaya orman bekçilerinin gözetiminde mühürlü çekiçlerle işaretlenmiştir.

1862 Orman Layıhası, ormanların korunması ve idaresi ile ilgili birçok önemli madde içermesine rağmen bir takım eksiklikleri bulunmaktadır. Vakıf ormanları ve köy baltalıkları layihanın dışında bırakılmış ve Tersane’nin müdahalesi ile uygulama alanı daraltılmıştır. Bu şartlar altında 1867’de Maliye Nezareti’ne bağlı bir Orman İdaresi kurulurken, 1862 Layihası’ndan elde edilen tecrübeler de dikkate alınarak yeni bir orman nizamnamesinin hazırlık çalışmalarına başlanmıştır.

İki bölüm, beş kısım ve 52 maddeden oluşan 1870 Orman Nizamnamesi’nin ilk maddesi ile Osmanlı Devleti’ndeki ormanların tasnifi yapılmıştır. Nizamname, kasaba ve köy baltalıklarını Arazi kanunnamesi hükümlerine uygun olarak, bir köy veya kasaba halkının istifadesine tahsis edilmiş yerler olarak tarif etmiştir. 13 Ocak 1870 tarihli nizamname 1937 yılına kadar yürürlükte kalmıştır.

Kastamonu Salnamelerine göre 1871-1905 yılları arasında Kdz Ereğlisi’nde Orman İdaresi teşkilatında görev yapan kişiler şunlardır:

1871 : Ereğli Ormanları süvari Korucusu Mustafa Ağa, Alaplı Nahiyesi Orman Korucusu Hüseyin Ağa.

1872 : Ereğli Orman Süvari Kolcusu Mustafa Ağa, Piyade Korucusu Şakir Ağa, Alaplı Korucusu Hasan Ağa.

1873-1875 yıllarında : Ereğli Süvari Korucusu Mustafa Ağa, Piyade Korucusu Ahmed Efendi, Alaplı Piyade Korucusu Hüseyin Bey.

1876 : Orman Süvari Kolcusu Mustafa Ağa, Piyade Korucusu Ahmed Ağa, Korucu Hacı ali Ağa, Korucu İlyas Bey.

1877 : Süvari Orman Korucusu Hakkı Bey, Piyade Korucusu Ahmed Efendi, Piyade Korucusu Hacı Ali Ağa, Piyade Korucusu İlyas Bey.

1878 : Süvari Orman Korucusu İsmail Hakkı Bey, Piyade Kereste Memuru Ahmed Efendi, Piyade Orman Memuru Ali Ağa, Alaplı Kereste Memuru İlyas Bey, Piyade Orman Memuru Atıf Bey.

1879 : Süvari Orman Korucusu İsmail Hakkı Bey, Piyade Kereste Memuru Ahmed Efendi, Piyade Korucusu Ali Ağa, Alaplı Piyade Kereste Memuru İlyas Bey, Piyade Korucusu Atıf Bey.

1881 : Süvari Orman Korucusu İsmail Hakkı Bey, Piyade Korucusu Ahmed Efendi, Alaplı Korucusu Yanko Ağa, Alaplı Korucusu ali Ağa, Alaplı Kereste Memuru İlyas Bey, Hatap Memuru Mustafa Efendi.

1882 : Süvari Orman Korucusu İsmail Hakkı Bey, Piyade Korucusu Ali Ağa, Emanet Memuru ahmed Efendi, Alaplı Korucusu Yanko Ağa, Alaplı Kereste Memuru İlyas Bey.

1889 : Memur Hakkı Bey, Ereğli Muharriri Rıza Efendi, Alaplı Muharriri Ahmed Efendi, Kocaman Muharriri Ömer Efendi, Ereğli Korucusu İsmail Ağa, Alaplı Korucusu Ali Bey.

1893 : Memur İbrahim Hakkı Efendi, Merkez Tezkire Muharriri Ali Rıza Efendi, Alaplı Tezkire Muhariri Hüseyin Efendi.

1894 : Memur Mahmud Efendi, Merkez Tezkire Muharriri Ali Rıza Efendi, Alaplı Tezkire Muharriri Hüsnü Efendi.

1895 : Memur Hüseyin Hüsnü Bey, Merkez Tezkire Muharriri ali Rıza Efendi, Alaplı Tezkire Muharriri Hüsnü Efendi.

1897 : Memur Hüseyin Hüsnü Efendi, Merkez Tezkire Muharriri Ali Rıza Efendi, Alaplı Tezkire Muharriri ali Rıza Efendi.

1900 : Memur Rıza Bey, Merkez Tezkire Muharriri Ali Rıza Efendi, Alaplı Tezkire Muharriri hüsnü Efendi.

1905 : Memur Hüseyin Efendi, Merkez Tezkire Muharriri Mustafa Efendi, Alaplı Tezkire Muharriri Hüsnü Efendi.

Paylaşın:
Etiketler:
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DR. CAN CANVER TARİHE IŞIK TUTUYOR

    11 Eylül 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    EREĞLİ’NİN KAYABAŞI VE KİRMANLI MAHALLESİNDE TESCİLLENMİŞ KÜLTÜR VARLIKLARIMIZ Sur içi Ereğli’mizin bugün ayakta kalabilen sayılı eski sivil mimari örneklerini de barındıran, kentin en eski mahallesi olan Kirmanlı Mahallesi ve Kayabaşı mevkiinde yer alan kültür varlıklarımız da sevindiricidir ki; Avrupa Konseyi Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Envanteri ve Türkiye Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından tescillenerek koruma altına alınmışlardır. Dikili yokuşunun Kayabaşı’na sapan sokağın köşesinde yer alan ve halk aras...
  • DR. TUGAY YAZGAN “İYİ OLMA ZORBALIĞINI” YAZDI

    02 Eylül 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    “Pozitif düşün.” Son yılların en masum görünen ama bazen en acımasız cümlelerinden biri bu. İşini kaybedersin: “Boş ver, daha iyisi çıkar.” Sevdiğin birini kaybedersin: “Güçlü olmalısın.” İlişkin biter: “Her işte bir hayır vardır.” Ekonomik olarak zorlanırsın: “Parayı hayatına çekmeye odaklan.” Kaygılanırsın: “Olumsuz düşünme.” Tükenirsin: “Biraz şükret.” Depresif hissedersin: “Hayat güzel, olaylara biraz pozitif bak.” Bütün bunların ortak bir mesajı vardır: “Şu anda hissettiğin şey yanlış.” Problem de burada başl...
  • 3000 YILINA MEKTUP!

    19 Ağustos 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Taş Devri’ne mektup yazıp günümüz yaşantısıyla pek farkı olmadığını vurgulayınca bir umut 3000’li yıllara mektup yazmak farz oldu…Sevgili NEO-43,Sana 2026'dan yazıyorum.Evet, yanlış okumadın. Kolay değil yaklaşık bin yıl sonrasına bir mektup gönderiyorum.Muhtemelen senin zamanında mektup diye bir şey kalmadı, bu nedenle elindekine ablak ablak bakma; biz elindeki maddeye kağıt, okuduğuna da mektup diyorduk! Belki senin için “okumak”, bizim için ekmek yemek kadar eski ve ilkel bir davranıştır.Ama merak ediyorum NEO-43, siz gerçekten ilerlediniz ...
  • TAŞ DEVRİ’NE MEKTUPLAR

    14 Ağustos 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, KÖŞE YAZILARI, Tüm Manşetler

    Sevgili Kovukhan,Sana bu mektubu, aradan geçen birkaç yüz bin yılın ardından yazıyorum. Evet, yanlış duymadın: Birkaç yüz bin yıl. Sen beni tanımazsın, ben de seni hiç görmedim ama seni tanıyorum. Merak etme, dünya hala dönüyor; insanlık da hala geçim derdinde.Senin de bir eşin, çocukların ve başını sokacak bir mağaran vardı. Akşam eve döndüğünde çocuklarının karnını doyurmak, eşinin güvenliğini sağlamak, ertesi gün ne yiyeceğinizi düşünmek zorundaydın. Senin hayatın zordu Kovukhan ama bizimki de pek kolay sayılmaz.Aramızdaki en büyük fark şu:...